Blogger tarafından desteklenmektedir.

15 Ağustos 2017 Salı

ÖYKÜ (BEKLENMEDİK YALNIZLIK III)



Herhangi bir pürüzle karşılaşmamayı umarak demir kapının zilini çaldı, Suat. Açılması yıllar sürmüştü sanki. Kurum görevlisiyle iletişimi zor da olsa Mustafa sağladı. Kısa bir diyalogdan sonra görevli onları Tahir amcanın odasına götürdü. Tahir amca Suat’ın hayalinde canlandırdığı fotoğrafa çok da fazla benzemiyordu. Seyrek, kumral saçları, içe doğru hafif çökük elmacık kemikleri ve etrafı çizgilerle kuşatılmış kısık ela gözleri, hayata küskün olduğuna dair izler taşıyordu. İlerleyen yaşına rağmen bir hayli etkileyici olan ses tonu, görüntüsünün zaaflarını kapatmaya yetiyor, onu bir anda olduğundan daha heybetli ve karizmatik bir hale getiriyordu. Telefonda Şermin teyze ile ilgili duyduklarını yaşlılığının getirdiği olgunluk ve bilgelikle birlikte hazmetmiş gibi bir hali vardı. Mesafeli bir tanışma seremonisinden sonra Mustafa ile Suat hiç vakit kaybetmeden Tahir amcanın kurum izni ve seyahat süreci ile ilgili resmi işlemleri halletmeye koyuldular. Tekerlekli sandalye ile zor olacağı için aktarmalı uçuş yerine bir sonraki gün, direkt uçuşu tercih etmişlerdi. İşleri yoluna koyduklarında gün sona ermek üzereydi. İyice yorulduğunu hisseden Suat, bakımevinin birkaç sokak ötesinde, üçüncü sınıf bir otel odasına yerleşti. Son iki gündür gözünü kırpmamıştı. Tek istediği biraz uyumaktı. Ancak, gerek ertesi günkü seyahat heyecanı gerekse de Şermin teyze ve Tahir amcanın karşılaşma anında sergileyecekleri duygusal ya da tıbbi reaksiyon seyri ile ilgili endişeler uykusunu iyiden iyiye kaçırmıştı. Kafası o kadar bulanmıştı ki doğru bir şey yapıp yapmadığından emin bile değildi, artık.
Ertesi gün; Mustafa, hemşehrisinden yardımlarını yine esirgememiş, onlara havaalanına kadar eşlik etmişti. Engelli yolculara tanınan önceliklerden yararlanarak uçağa bindiler. Kısa cümleli ve uzun boşluklu konuşmaların ardından Tahir amca çantasına uzanıp her gün düzenli olarak içmesi gereken ilaçları çıkardı ve ikram edilen suyla birlikte içti. Hüzünlü bir iç çekişten sonra Şermin’le karşılaşacağı buruk anın bin bir türlü hayaline daldı. Hayal dünyasından uyandığında uçak piste inmek üzere idi. Yorucu birkaç aktarmadan sonra nihayet eve ulaştılar.
Tahir amcada garip bir heyecan, Suat’ta ise farklı bir huzursuzluk vardı. Kapının zil sesi toparlanmalarına yardımcı oldu. Zahide kaygılı bir yüz ifadesi ile onları içeri buyur etti. Şermin teyze iki gündür ateşler içindeydi. Güçlükle almaya çalıştığı nefes, iyice küçülen bedenine yetmiyordu. Zaman zaman kaybolan bilinci Zahide’yi çok korkutmuştu. Eve gelen doktor artık son evrenin bütün belirtilerinin temayüz ettiğini, maalesef yapılacak çok fazla bir şey kalmadığını ama Allah’tan ümit kesilmeyeceğini söylemişti. O an teselli oldukları tek şey serum şişesindeki ağrı kesicilerin işe yarıyor olmasıydı. Olan biteni dinlerken ensesinin zonklamaya başladığını hisseden Tahir amca, cebinden tansiyon ilacını çıkardı ve Zahide’nin getireceği suyu beklemeye koyuldu.
Derin bir sessizlikten sonra Suat, Şermin teyzenin odasına yöneldi ve hazır mısınız dercesine Tahir amcaya doğru bir bakış fırlattı. Yol boyunca sormaya cesaret edemediği aklındaki bütün o soruları Zahide’nin anlattıkları ile gerilen ortamda, gözleriyle sormuştu adeta. Sen gir dercesine bir el işareti yaptı Tahir amca, ardından kafasını önüne eğip, sessizliğini sürdürdü. İlk karşılaşmada Şermin’le yalnız olmayı umuyor, bir yandan da onunla karşılaşacak gücü kendinde bulmaya çalışıyordu.  Önce Suat girdi Şermin teyzenin odasına, arkasından Zahide. İçerde olması gerekenden daha uzun süre kaldılar sanki ya da Tahir amcanın yaşadığı heyecan ona öyle hissettiriyordu. Endişelenmeye başladı ve tekerlekli sandalyesini Şermin teyzenin odasına doğru sürdü.
Karşılaştığı manzara değildi hayalinde canlandırdığı. Hayır, hayır böyle olmamalıydı. Bu işte bir yanlışlık vardı. Yatağa kapaklanıp ağlamak da neyin nesiydi şimdi. Hemen doktor çağırmalıydılar. Hemen haber etmeliydiler “Bak Şermin teyze; Tahir amca geldi” demeliydiler. “Neler, neler biriktirmiş yüreğinde, ne acılar, ne hayaller, ne dilekler, söylenmemiş ne sözler ve istenecek helallikler”. Gözyaşları sökün etti Tahir amcanın yorgun yanaklarına doğru. Hiç böyle koşar adım olmamışlardı bu katran karası inciler. İlahi adalet tecelli etmiş olmalıydı, müstahaktı ona. Aslında şu anı bile hak etmiyordu. Onu çok üzmüş olmalıyım diye düşündü. Küçülüp, küçülüp yok olmak istiyordu o an. Zerrelere bölünüp un ufak olmak ve arkasından da koca bir hiçliğe karışmak. Evet, evet istediği buydu. “Sana bunu yaptığım için beni affet, affet, affet, Şermin” diyebildi ancak düğümlerinden çözülen hıçkırıklar eşliğinde.
İkindi ezanına kadar cenaze hazırlıklarını tamamlamaya çalıştılar. Takatsiz bedenler, ışığı sönmüş gözler ve sözlü, sözsüz iniltiler geziniyordu evin içinde. Bir yandan dualar okunuyor, diğer yandan uzaktan gelenlere komşuların getirdiği yemekler ikram ediliyordu. Taziyede bulunanlar gri birer gölgeden ibaretti Tahir amca için. Sıra defin işlemine gelmişti. Mezarlığa doğru yaklaştıklarında oyalı çemberi ile birlikte kirli sarı tabutu, kara toprağa indirdiler. Arazi müsait olmadığından Tahir amca tekerlekli sandalyesiyle ancak uzaktan eşlik edebilmişti bu son yolculuğa. Kendisini ancak bir yere kadar yaklaştırmış olmalıydı Şermin, diye düşündü içinden. Söyleyecek sözü yoktu.
Sessiz kalabalık dağılıp da eve vardıklarında, Suat usulca yaklaşarak Şermin teyzenin çekmecesinde buldukları zarfı uzattı Tahir amcaya. Zarfın üzerinde “Beklenmedik Yalnızlığıma” yazıyordu. Biraz ürkek, biraz titrek bir el uzandı zarfa doğru ve katlanmış sayfa açıldığında koşarcasına fırladı cümleler, beyaz kâğıdın üzerinden, nereye dokunacaklarını pek de fazla bilmeden.


“Sevgili Tahir;

4 yorum:

  1. Çok güzel olmuş,ikinci bölümü yayınlandığında okuyamamıştım,onu da okudum.Ne harika bir hikaye.Mektubun devamını da merak ediyorum. :)

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim Aysel'ciğim, yarın öykünün son kısmı ile merakını gidermiş olacağım inşallah :))

    YanıtlaSil
  3. of of ne demiş acabaaa. hüzünlü bişiler gelecek herhaldeee :)

    YanıtlaSil
  4. Derin hüzün
    Naif sitem
    Sesiz itiraf
    Ve bir büyük sır :))

    YanıtlaSil

Google+ Followers