28 Haziran 2018 Perşembe

İTİRAF


Telefonu kapattı ve hazırlanmaya başladı. Ne şekilde yapacağını tam olarak kestiremediği bir itirafta bulunması gerekiyordu. Uzun açıklamalara gerek yok diye düşündü. “Bitti” diyecekti ve bitirecekti. “Neden ve niçin ayrıntılarına girmek, istediği en son şeydi. Uzun uzadıya konuşmak, suçlamak, suçlanmak, öfkelenmek, giderek kabaran duygu patlamaları ile hiç arzu etmediği bir sona sapmak, onca güzel hatırayı saygısızca bir kenara savurup atmak kapanış perdesine yakışmazdı. Bazı şeyler fazla söze gerek kalmadan da bitirilmeyi hak ediyor olmalıydı.

Ruhsuz bedenlerini boş bir çuval gibi oradan oraya amaçsızca taşıdıkları yıllarda, bir arkadaş ortamında tanışmışlardı. Sorunlarını birbirleri ile yarıştırırken  aldıkları hazzın uzun zaman farkına varmadan kısa sürede kaynaştılar. İz düşümlerinde problemler, paslı dillerinde gam, keder, mayalarında acı vardı hep. Hüzünle beslenip acıyla büyüttüler kendilerini. Ancak bir süre sonra problemler çözülmeye, acılar sona ermeye, keder ve hüzün dereleri giderek kurumaya başladı. Bir hal çaresi aramak için çabalayacak sebepler tamamen tükendiğinde de ilişkileri bitme noktasına geldi. Sadece bunu kabullenmekle ilgili bir sorunsalın içindeydiler.

Veda randevusuna özenmek istedi genç adam. Önce duş aldı ve sakal tıraşı oldu. Ardından ütülü bir gömlek seçti ve ona uygun düşen bir ceket. Pantolona da ütü vurmak gerekti. Üşenmeden ütüyü fişe taktı. Kılıç keskinliğinde, yedeksiz bir ütü izi bıraktığı pantolonu dikkatlice giyindi. Aynada son kez kendine çeki düzen verdikten sonra anahtarı alıp çıktı.

Her zamanki çay bahçesinde, her zamanki bacağı kırık masada, bakışlarını birbirlerine değdirmemeye özen göstererek uzunca bir süre oturdular. Ilık çayın tabağa dökülen kısmına aldırış etmeden son yudumlarını boğazlarına düğümlediler. Kıyıya vuran dalga sesleri zaman zaman diyalogsuz bıraktıkları boşlukları istemsizce dolduran notasız bir fon müziği gibiydi. Birkaç yavan cümleyle sohbet başlamışken birden atıldı genç kadın ;

-     Sana bir şey itiraf edebilir miyim?

-     Elbette

-     Lütfen nedenini niçinini sorgulama.

-     Sormam, tamam

-     Ben ayrılmak istiyorum.


Kadınsı sezgiler rol çalmış, ortam bir anda buz kesmişti. Bu hızlı hamle sayesinde kendisini sevmekten vazgeçen adama kısaca kendini hatırlatmış, gururunu kırmasına izin vermemişti kadın. Başka yaraları sarmak üzere ayağa kalkıp masadan hızlıca uzaklaştığında ise arkasından öylece bakakaldı acılı genç adam.


Bu sıcak yaz günlerinde okuma zahmetine katlanan siz değerleri blogcanlara Temmuz ayı hediyem olsun bu kısa öyküm.


Sevgilerimle :))



(Her hakkı saklıdır)


DEVAMI »

27 Haziran 2018 Çarşamba

MİM-YAZ GELDI



Sevgili Pırasa güzel bir yaz mim’i hazırlamış ve beni de etiketlemiş. Kendisine çok teşekkür ederek sorularını yanıtlıyorum ve hepinize gönlünüzce bir tatil diliyorum.

Tatile gitmeyi düşünüyor musun?

Tatilden yeni döndük tekrar gitmeyiz herhalde. Kurban Bayramı için yapacağımız yazlık beldesindeki aile ziyareti aynı zamanda en olası tatil planı gibi.

Eğer tatil planın yattıysa  bütün yaz ne yapacaksın 
Yaz mevsimini gerçekten çok seviyorum. Kaçınılmaz mesai saatleri dışında 6 yaşındaki kuzucuğumla vakit geçireceğim. Onun sportif yaz kurslarını organize edeceğim. Bol bol okuyup, az az yazacağım sanırım.

Tatile kimlerle gitmek isterdin ve kimlerle  gideceksin 
Ailem ve birinci derecede yakınlarımla güzel bir ekip oluyoruz.

Yazın hangi kitapları ve filmleri okumak izlemek istiyorsun 
Özellikle eşimin katkılarıyla donatılmış boydan boya kütüphanede okumadığım o kadar çok kitap birikti ki sıraya koyup okumak istiyorum birçoğunu. Şu ara elimde Cemal Süreyya’nın “Üstü Kalsın” adlı şiir kitabı var. Bu yaz ayrıca Ahmet Ümit serilerine kaldığım yerden devam etmeyi planlıyorum.

Yazın televizyon izlemek hiç cazip gelmiyor bana nedense. Güzel romantik komedi sinema filmlerine denk gelirsem izlerim belki.

Yaz içeceği olarak ne  seviyorsun?
Çay her zaman vazgeçilmezim. Asitli içecekleri korka korka da olsa içiyorum. Yazın ferahlatıyor.

Yazın yemeği en sevdiğin şey
Başta karpuz olmak üzere meyvelerin birçoğunu tüketirim yazın. Dondurma çok severim. Kahvaltı en sevdiğim öğündür diyebilirim. Hamur işi de severim ayrıca. Çok yemek seçmem. Lezzetli olan her şeyi yiyebilirim. Ama kendi pişirdiğim yemeği pek iştahlı yiyemiyorum nedense. Pişerken kokusuyla doyuyorum galiba. 

Aman Allah’ım elimin lezzetinden kendim bile haz etmiyor muyum yoksa? Zavallı ailem J


Gelelim kimi mim’leyeceğime….

Hazırladığı mim (Biri Seni Anlatsın) elinde patlayan tek blogger varsa o da ben olmalıyım. O yüzden bu mimi yapmak isteyen herkesi mim’liyorum.

Bol güneşli yazlar, iyi tatiller hepinize ))

DEVAMI »

20 Haziran 2018 Çarşamba

BAHARDA YİNE GELİRİZ / ÖYKÜ KİTABI


Merhabalar. Öncelikle, bayram seyahatini alnının akıyla tamamlayıp yuvaya dönmüş yorgun ama dingin, meşgul ama huzurlu bir ruh haliyle hepinizi selamlıyor ve geçmiş Ramazan Bayramınızı kutluyorum. Yakın takipçilerinin de bildiği üzere Sevgili Handan, geçtiğimiz haftalarda blogunun 13. yılı münasebetiyle sürpriz bir çekiliş yaptı. Ben o çekilişin umulmadık bir biçimde yedek talihlisi oldum ve kargo ile kapıma kadar gelen Barış BIÇAKÇI’nın “Baharda Yine Geliriz” isimli kitabını okuma şansına eriştim.  Handan’a bu güzel jesti için çok teşekkür ediyor ve kendisine blog dünyasında bol paylaşımlı daha nice güzel yıllar diliyorum.  

Barış Bıçakçı'nın okuduğum ilk kitabı olması sebebiyle ayrıntılı bir tahlil yapmam zor belki ama şu sıcak günlerde yoğun ve ağır okumaların arasında tatlı bir huzura ihtiyaç duyuyorsanız eğer seve seve tavsiye edebileceğim bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Gündelik yaşamdan alınmış farklı kesitlerin yansıtıldığı eser, 32 kısa öyküden oluşuyor. Her iki hikayede bir “Şehir Rehberi” başlığı altında yaşam gailesi içerisinde ıskaladığımız ilginç ayrıntılar vurgulanıyor. Sür-git bir aşk, bir başarı, bir, intikam ya da başka bir sarmal hikaye değil anlatılanlar. Kitapta geçen olaylar genellikle “an”a ait olup net bir hükme ya da bir sonuca bağlanmıyor.  Güzel betimlemelerle süslenmiş, sade, temiz bir anlatıma sahip.

Kitabın dışından alıntıladığım cümleler okumayanlarda merak uyandırabilir belki.

"Minimalizmin duru güzelliği var onun her kitabında. Baharda Yine Geliriz’de, de incelikli tablolar çiziyor Barış Bıçakçı. İnsan ilişkilerinden enstantaneler; ‘durumlara’, duygulara, akıldan esenlere, gönülden geçenlere dair ince fırçalar... Uçucu intibaların izini süren bir görme ve ‘bilme’ biçimi..."

 “İnsan güzel bir kitap okuduğu yerden nasıl ayrılabilir?“


Bu okuma, yazarın diğer kitaplarına da bakmak isteği uyandırdı bende. Sevgili Handan’a böyle bir yazarı benimle tanıştırdığı için tekrar çok teşekkür ediyor, görüşmek üzere diyorum. Sevgiyle kalın J

DEVAMI »