23 Eylül 2018 Pazar

HAYAL PERDESİNİ ARALAYALIM / MİM



Sevgili Sakura’nın gerçekleştirmek istediği çok güzel bir hayali var. “Dünyayı gezmek istiyor” ve bize de soruyor, “peki sizin hayaliniz ne?” diye. Sakura’nın hayalinin gerçek olmasını diliyor ve bu güzel mim serisine beni de eklediği için kendisine teşekkür ediyorum.

Belli bir yaşa gelince insan hayalini kurduğu pek çok şeye zaman içinde ulaşabiliyor sanırım. Bu süreçte, kimi isteklerimiz hemen oluyor, kimisi olmuyor, kimine kavuşmak ise yıllarca sürebiliyor. Benim hayallerim, kendi fıtratıma uygun bir şekilde genellikle ayakları yere basan cinsten oldu hep. Kendimce gerçekleşmesi mümkün görünmeyen hayaller kurmamaya gayret ettim. Sanırım sonrasında büyük bir düş kırıklığına uğramamak için. Ama uzmanlar tam tersini söylüyor.  “İRADE GÜCÜNÜ DEĞİL, HAYAL GÜCÜNÜ KULLANIN” diyorlar. Zekânızın araya girmeye, sorunu çözmek için yollar bulmaya ve bu yolları bilinçaltınıza empoze etmeye çalışmasına direnç gösterin. Entelektüel sorun çözme becerilerinizi bir kenara bırakın. Basit, çocuksu, mucizeler yaratan bir inancı ya da hayali korumaya çalışın. Hayallerinize kavuştuğunuzda tadacağınız duygusal hazza odaklanın. Her türlü bürokrasiyi süreçten çıkartın. En iyi yol, basit yoldur (https://holyharmony.wordpress.com/2010/03/25/bilincaltinin-gucu-joseph-murphy-istediginiz-sonuclari-elde-etmenin-yollari/). 

Demek ki ben ve benim gibi düşünenler çok da doğru bir yol tercih etmemişiz. Kendimize, hayallerimize sınırlar koyup, önümüze kalın duvarlar örmüşüz.

Kendimiz, hayallerimiz ya da hedeflerimiz için kaygılanmaktan vazgeçtiğimizde sınırsız bilginin devreye girdiği, isteklerimiz için niyet etmemiz gerektiği, niyetlerimizi de sıklıkla yinelememiz gerektiği belirtiliyor. Niyet fırsatları yaratıyor ama yine de fırsat geldiğinde harekete geçmesi gereken, çabalaması gereken sizsiniz deniyor; işte o anlarda hareketi yapan siz değilmişsiniz gibi davranın. Hareketin sizden değil de organize edici güç olan sınırsız zekadan kaynaklandığını düşünerek davranın. Endişenin yok olup gittiğini görecek, sonuca da daha az bağlı olacaksınız. Teslimiyetçi bir inançla bilinmeyenin kucağına kendinizi bırakacaksınız” diye de ekleniyor. 
Aslında modern bilimin anlatmaya çalıştığı bütün bu öğretilerde tavsiye edilen şeylerin dinimizdeki “tevekkül” inancı ile nasıl da örtüşmekte olduğu gözlerden kaçmıyor öyle değil mi sizce de?

Özetle, hayal etmek, hayal kurmanın gücüne, enerjisine, sihrine her zaman inanmak gerekiyor, sevgili dostlar. İnandıktan ve kalpten dilendikten sonra, evrenin tasarımları ile çelişmeyen güzel dileklerin, halis ve temiz niyetlerin,  arkasından endişelenmemek kaydıyla gerçekleşmemesi için bir sebep yok gibi görünüyor. Doğru niyet, doğru zaman, doğru yer, doğru mekân, doğru insan, doğru çevre gibi çok yönlü koordinatların kesişim noktasında durabildiğimizde hayallerimize daha çabuk ulaşabilirmişiz gibi geliyor bana, ayrıca.
Lafı bu kadar uzattıktan sonra yakın gelecekteki en büyük hayalimin ne olduğuna gelecek olursam şayet; bir öykü kitabı çıkarmak olduğunu söyleyebilirim sizlere. Yeterli içeriğe ulaşmak için gayret sarf ediyorum. Günlük mesaimden, ailemden artırdığım zamanlarda kendimi bu işe vakfetmeye çalışıyorum.  Bu yüzden de blogumu zaman zaman ihmal ettiğimin farkındayım. Arada beni böyle hatırlayıp, motive eden blog kardeşlerime çok teşekkür ederim. 

Hayal kurmanın ve niyet etmenin de belli bir bilinç düzeyi ile olması gerektiğini bana bu mim’le hatırlatan sevgili Sakura’nın ve hepimizin hayallerinin en kısa zamanda gerçekleşmesi dileğiyle diyor, zamanları varsa eğer;

Bir

Bücürk ve Ben

Deli Kızın Bohçası

Düş Tasarımcısı 

Kitaplara Kaçanlar

Sevkoz

Sessiz Kaldım

Aleyna Can

Ephendy

Oytunla Hayat

Birpembesever'i mimliyorum.


Hayalleriniz bol olsun :))




DEVAMI »