28 Ağustos 2019 Çarşamba

BİR MİM GELİR BİR MİM GİDER

Merhabalar,

Can Uzunyol'un başlattığı ve Edischar'ın beni mimlediği soruları cevaplayacağım bugün.


1. Yaşınız 60-65'e geldiğinde yaşamak istediğiniz yer?
Ailem yanımda sağlığımız, huzurumuz yerinde ise benim için her yer yaşanacak yerdir. Ama ille de bir şey yazmam gerekirse deniz kıyısı, sakin, dingin bir ortam beni mutlu etmeye yeter.
2. Bir hedefiniz var mı ? Varsa neler ?
Bizi hayata bağlayan küçük, büyük, yakın, uzak hedeflerimiz olmalı bence. Bir önceki mimde de belirttiğim gibi şu an en yakın hedefim üzerinde çalışmakta olduğum öykü kitabını çıkarabilmek.
3. Blogger'la nasıl tanıştınız ?
Ablamın üniversiteye giden küçük kızı blog yazıyordu. İkili sohbetimiz sırasında yazmayı sevdiğim için bu konunun üzerinde durdum biraz. Sonra “bana da bir blog açabilir miyiz?” dedim. Sağ olsun o da beni kırmadı. Amatör bir temayla/formatla uzunca bir süre yazdım. En son, sevgili Zeynep (Bir Günce) çekip çevirdi, güzelleştirdi blogumu, daha profesyonel bir hale getirdi sağ olsun.
4. Gurur duyduğunuz başarılarınız varsa nelerdir?
İnsanın kendiyle gurur duyma hali narsizim, ukalalık, ego, kibir gibi hallerle karıştırılabiliyor, garipsenebiliyor,  farklı şekillerde algılanabiliyor ya da yorumlanabiliyor. Ama bana göre, istisnalar dışında elbette, her insan kendiyle gurur duyabilmelidir ve zaten kendiyle gurur duyacağı birçok özelliği/başarısı vardır. Kendisiyle gurur duyan, yaptığı işleri beğenen, başkalarının kendisini onaylamasını beklemek yerine kendi onayını kendine verebilen kişilerin daha pozitif ve özgüvenli baktığı söyleniyor hayata (Kaynakça: www.facebook.com/psk.mehtapkayaoglu/posts/933441100063359/).

Kendimle ilgili gurur duyabileceğim şeyler neler olabilir, aklıma ilk gelenleri sıraladım aşağıya;

-    Anne babama hayırlı bir evlat olabildiğim, onlara gurur vesilesi olabildiğim için. Beni yetiştirirken sundukları maddi/manevi her türlü fedakârlığı, çalışma disiplinini, insana/doğaya saygıyı eğitim/iş hayatımda, özel yaşantımda karşılıksız bırakmadığım için

-        Kötü alışkanlığım olmadığı için

-  Bilerek ve isteyerek kimseyi kırmadığım, içimde habis duygular beslemediğim için

-        İyi bir eş, iyi bir anne, iyi bir eğitimci olma gayretim için

-  Kimseye muhtaç olmadan hayatımı idame ettirebilecek bir duruma gelebildiğim için

-        Etrafımda güzel insanlar biriktirmeyi başarabildiğim için

-  İmkanlarımı, yeteneklerimi, sınırlarımı ve kapasitemi aşırı zorlayan şeyleri ısrarla değiştirmeye çalışmadığım için,

-        İşlerimi ertelemediğim için kendimle gurur duyuyorum.

5. Boş vaktinizde neler yapıyorsunuz?

Kitap/dergi/gazete okuyorum, öykü yazıyorum, blog ile ilgileniyorum, sinema filmi izliyorum, ailemle gün ışığında geziyorum, küçük çocuğum ve onun ihtiyaçları ile ilgileniyorum. Buna benzer telaşeler… zamanımı fazla fazla dolduruyor.


Edischar’a beni mimlediği için teşekkür ediyor, dileyen herkesi bu güzel etkinliğe davet ediyorum.

Sevgi ve selamlarımla…

DEVAMI »

26 Ağustos 2019 Pazartesi

KEŞF-İ BLOGGER

Herkese Merhabalar,
Edischar ve Taha Akkurt arkadaşlarımz blog dünyasını yeniden neşelendirmek ve harekete geçirmek, sürekli aktif paylaşım yapan, yazı yazmayı seven arkadaşları tanımak/tanıtmak ve daha çok kaynaşmak gibi amaçlarla "Keşf-i Blogger” adı altında güzel bir etkinlik başlatmışlar. Kendilerine teşekkür ederek ben de bu zincire ekleniyor ve bu etkinliği destekliyorum. Eğer siz de katılmak istiyorsanız işte yapılması gerekenler;

1-Linklerini paylaşan güzel arkadaşları takip etmek.
2-Kendi güzel linkinizi yazının altına eklemek.
3-İçtenlikle yazıyı sonlandırmak ve blogger arkadaşları bu etkinliğe davet etmek :)

Takip Edebileceğiniz Blog Linkleri;












Sevgi ve selamlarımla...

DEVAMI »

21 Ağustos 2019 Çarşamba

KİTAP MİMİ


Merhabalar,
İrem Can’ın başlattığı kitap miminde, sevgili Bir Günce’nin işaretiyle işte yine karşınızdayım. Kardeşlerime teşekkür ederek soruları cevaplamaya başlıyorum öyleyse;

1) Kitap size ne kattı?
Kitap okumak farkında olsak da olmasak da bize çok şey katıyor aslında. Kitap okuyarak bilgileniyoruz, merak etmeyi, merakımızı gidermeyi, empati kurmayı öğreniyoruz. Gidip göremeyeceğimiz yerlere gidiyor, farklı kültürdeki karakterlerle tanışıyoruz. Kelime dağarcığımızı, anlama kabiliyetimizi geliştiriyoruz. Kitap okurken kaliteli vakit geçirip, güzel bir de rol model oluyoruz.

2) Kitap arkadaş mıdır sizce?
Kesinlikle. Hem de çok sadık bir arkadaş. Gece, gündüz seninle olan, her zaman başucunda duran, içindeki ortamdan, bulunduğun moddan seni çıkarıp başka diyarlara götüren, eğlendiren, düşündüren, şaşırtan, bazen hüzünlendiren yargılamayan, sorgulamayan, kınamayan, küsmeyen, kapris yapmayan en derin bilgileri aşılarken bile böbürlenmeyen, tevazu dolu gerçek bir arkadaş.  

3) Neden kitap okuyorsunuz?
Yerine koyabileceğim daha güzel bir şey olmadığı için olabilir. Hayal dünyamı zenginleştiriyor, ufkumu açıyor, bilgi dağarcığımı, vizyonumu geliştirip olayları ve kişileri daha geniş perspektifle değerlendirmemi sağlıyor. Gündelik hayatta daha fazla çeşitlilikte kelime kullanarak konuşmama, sığ ifadelerden kaçınmama katkı sağlıyor. Duygu durumuma göre seçtiğim kitaplar bana her zaman yarenlik ediyor. Bütün bu kazanımları aynı anda edindirebilen güzel bir kaynak kitap.

4) Kitabı ne sıklıkla okuyorsunuz?
İstediğim sıklıkta olmadığı kesin. Okuyamama ile ilgili bahaneler sıralamayı çok hoş bulmuyorum. İnsan istediği zaman diğer meşguliyetlerden pek ala feragat edip kendine zaman yaratabilir. Eğer kitabı sevmişsem ne kadar kalın olursa olsun kısa sürede okuyup, bitiriyorum. Ama yavan akan kitabı da elimde süründürmeyi çok sevmiyorum. Biraz erteliyor onların beni yeniden davet edeceği zamanı bekliyorum.  Kitapları, bazen bizim seçtiğimize bazen de onların bizi seçtiğine inanıyorum. En asgaride okumakla ilgili yaygın slogana uyduğumu söyleyebilirim; “Her gün en az bir gazete, haftada en az bir dergi, ayda en az bir/iki kitap.”

5) Hangi tür kitapları okuyorsunuz?
İlgimi çeken, merak ettiğim her tür kitabı okurum. Ancak favorilerim öykü, roman, kişisel gelişim, bilim teknoloji vb…

6) Kitap yazmayı düşündünüz mü?
Evet, bu benim en büyük hayalim. Uzun zamandır üzerinde çalıştığım bir öykü kitabım var. Şimdilik 17 adet öyküden oluşuyor. Yaklaşık 122 sayfa. Bu yıl bitene kadar bastırabilme hedefi koydum kendime. Dağıtım ağı güçlü olan, dürüst, ilkeli bir yayınevi arayışındayım bir yandan da. (Bu konudaki tavsiyelerinize açığım.) Eğer hayalim gerçekleşirse gelirini Darüşşafaka Eğitim Kurumlarına bağışlama niyetindeyim.

7) En sevdiğiniz yazar kim?
Yerli; Ahmet Hamdi Tanpınar, Sabahattin Ali, Muzaffer İzgü, Hasan Ali Toptaş, Ahmet Ümit, Ayfer Tunç, Şermin Yaşar…
Yabancı: Dostoyevski, John Steinbeck, Paul Auster, Charles Dickens…

8) Kitapları ciltler misiniz?
Daha önce böyle bir şey yapmadım. Ama zarar vermeden okumaya çalışırım, çok istemekle beraber beğendiğim cümlelerin altını çizmeye bile kıyamıyorum.

9) Gezi kitaplarını sever misiniz?
Gezi kitapları bol görseliyle birlikte, bilgilendirici ve teşvik edici olması açısından değerli elbette. Fakat almak ve okumak için çaba sarf ettiğimi söyleyemem. Gazetelerin seyahat ekleri güzel oluyor.

10) Kitap alırken kapağına göre mi seçersin?
Ön kapağındaki görselden ziyade arka kapaktaki tanıtım yazılarına göre karar veririm genelde. Çok satanlar listesini takip ederim. Bazen de sıkça tavsiye edilen kitaplara yönelirim. Kitap bloggerlarının bu anlamda değerli bir iş ürettiklerine inanıyorum.

Eğer zamanları varsa bu mimi yapmaları için ben de beş ismi mimliyorum.

Dert Anası Gülhan,
İstiridye Avcısı,
Ebem Kuşağı
Okumak Hayattır
Eğitim Pınarı

Sevgi ve selamlarımla J

DEVAMI »

15 Ağustos 2019 Perşembe

BLOG KONUĞUM / BİR GÜNCE


Merhabalar,
Bugün ilk defa bir blog konuğu ağırlıyorum sevgili arkadaşlarım. Blog dünyasının bana kazandırdığı güzel yürekli gençlerden biri o. Aslında yeni tanıdığım ancak hemen ısındığım çok hoş bir sitesi var. Sevdiğim bazı arkadaşlarım takipçi olmuşlar bile. “Bir Günce”den bahsediyorum. 

Çok gayretli, yenilikçi ve üretken bir blogger. Teknik donanım bilgilerine kendi bloğunu düzenleyip şekillendirecek kadar da hâkim üstelik.  Ayrıca, yakın zamanda yaptığı paylaşımda hazırladığı orijinal temayı isteyen herkesle paylaşacak kadar da cömert. Ben de bu vesile ile yakınlık kurmuş oldum kendisiyle. İletişim kutusu üzerinden yaptığımız yazışmalar bizi bu noktalara kadar getirdi. Şu an gezindiğiniz siteye sihirli parmaklarıyla dokunarak uzun zamandır hayalini kurduğum bloguma beni o kavuşturdu. Bunun için ne kadar teşekkür etsem azdır sevgili Zeynep’e.

Kitap okumayı, denemeler yazmayı, fotoğraf çekmeyi çok seviyor Zeynep.  Gezip, gördüğü yerlerin, yaptığı maket evlerin, çok sevdiği kediciklerin resimlerini çekip, paylaşıyor. Bununla ilgili blogunda “fotoğraf arşivi” köşesi de oluşturmuş durumda. Fotoğrafları hiç de öyle android bir telefonla çekilmiş gibi durmuyor. Oldukça profesyonel bir kamera ile çekilmiş gibi adeta.  Ayrıca bloglarda görmeye pek alışkın olmadığımız “Alıntı Koleksiyonu” köşesi de oluşturmuş. Bu köşede sevdiği yazarlardan derlediği güzel cümleler, paragraflar var. Onlardan biri, benim de çok beğendiğim, az sözle çok şey anlatan Frederick Douglass’a ait şu söz: “Bir kez okumayı öğrendikten sonra sonsuza dek özgür olacaksınız.”
"Haftalık Güzellikler" adını verdiği bir diğer köşede ise o hafta içinde beğendiği filmleri, müzikleri, kitapları, komik bulduğu şeyleri paylaşmayı planlıyor. Bilgisayar oyunlarını çok seviyor. Blogunda bununla da ilgili bir hazırlığı var. “Oyun İncelemesi” adı altında açtığı bu alt kategoride “Ori and the Blind Forest” isminde bir paylaşımda bulunmuş. İlgi duyanların dikkatinden kaçmasın diye belirtmek istedim.

İleride kütüphane açmak ve hayvanları korumak gibi muhteşem hayalleri var Zeynep’in. Genç yaşına rağmen topluma ve doğaya hizmet eden bu tür projeleri düşünüp hayal etmesi bile ülkem adına beni son derece ümitlendiriyor.

Zeynep’i ya da Bir Günce’yi daha yakından tanımak ve takibe almak için pek çok sebebimiz var sözün özü. Böyle kardeşlerimizin heyecanına ortak olmalı ve onların taze bilgilerinden, genç bakışlarından, güzel enerjilerinden, güncel zenginliklerinden istifade etmeliyiz diye düşünüyorum. Siz ne dersiniz?

DEVAMI »

5 Ağustos 2019 Pazartesi

HOŞGELDİN AĞUSTOS


Merhabalar


İçinde Kurban Bayramı’nı ve Zafer Bayramı’nı kutlayacağımız

kayınpederimin ve abimin doğduğu, benim nişanlandığım,

pek çoğunun denize girdiği, kimilerinin de “yarısı kış” dediği,

çocukların park, bahçe oyunlarına doyduğu,


Anadolu’nın pek çok yerinde emekçi insanımızın maharetli elleriyle;

tarla mahsullerinin hasat edildiği,

bal kovanların temizlendiği,

koyunların kırkıldığı,

salçaların, pekmezlerin kaynatıldığı,

mısırların kurutulduğu,

biber patlıcanların ipe dizildiği,

eriştelerin kesildiği, 

tarhanaların yapıldığı,

turşuların kurulduğu,

meyvelerin kurutulduğu,


kışa hazırlığın bir diğer adı; kadim Ağustos ayı Hoşgeldinnnnn, ne iyi ettin de geldin.


Ağustos ayında saz çalıp şarkı söylemekle nam salmış meşhur Ağustos böceğini de anmadan olmaz. Müsaadenizle biraz malumatfuruşluk yapıp hemen gidiyorum;

Meğer yıllarca Ağustos böceğine haksızlık etmişiz! Neden mi?

La Fontaine'nin ruhuna ağırlık varmasın deyip başlıyorum o halde anlatmaya;

Toprak altında yaşayan Ağustos böcekleri ağaç öz suyunu emerek besleniyorlarmış. 17 sene toprak altında kalıp yeryüzüne çıktıktan sonra sadece 4 haftalık bir ömre sahip oluyorlarmış. Bu dört haftayı da eş arayarak geçiriyor, eşleştikten sonra ölüyorlarmış. Şarkı söyleyen sadece erkek ağustos böceğiymiş. Dişi böcek, şarkısını en güzel söyleyeni kendine eş seçiyormuş. Kışın yaşamayacaklarını içgüdüsel olarak bildiklerinden olsa gerek yiyecek biriktirme endişesi taşımıyorlarmış velhasıl. 

Biz yine de Ağustos böceği gibi yapmayalım. Bırakın yirmi sekiz günü, yirmi sekiz saatimizin dahi garanti olmadığını bilsek de çalışmaya, üretmeye devam edelim. 


Mutlu bir Ağustos ayı geçirmeniz dileğiyle...

DEVAMI »