Bir Yıldızın Hikayesi

Blogger tarafından desteklenmektedir.

7 Aralık 2018 Cuma

HAYAL UFKUNDA AÇAN BİNBİR RENKLER

Aralık 07, 2018 55 Comments
HAYAL UFKUNDA AÇAN BİNBİR RENKLER

Bilmem Türk Sanat Müziği ile aranız nasıl? Yaşadığım şehirde devam etmekte olduğum bir TSM topluluğu var. Her Mayıs'ta konserimiz de oluyor. Bu şarkıyı layıkyla söyleyebilirsem solo icra edebilirim belki. Hafta sonu hediyem olarak kabul buyurunuz efendim. En derin sevgi ve selamlarımla :))


Hayal ufkunda uçan binbir renkler
Enginlerde efsâne güzellikler
Mehtab hazin, denizde sis, meltemler
Bana aşk şiiri, şarkısı söyler
Ruhum coşar ah, hülyalara dalar
Unutulmaz o tatlı hatiralar
Mehtab hazin, denizde sis, meltemler
Bana aşk şiiri, şarkısı söyler 

Beste: Neveser Kökdeş
Güfte: ?
Makam: Rast
Usûl: Semai
Form: Şarkı
İcra: Tülin Yakarçelik

Kaynak: Mahzen-i Esrar-ı Musiki yayınladı. 
 : (https://www.youtube.com/watch?v=aRFjx5YkpNw)




4 Aralık 2018 Salı

SEVDİĞİM SÖZLER (2)

Aralık 04, 2018 53 Comments

Merhabalar,

Sizden gelen geri bildirimlerden anladığıma göre "sevdiğim sözler" serisini pek beğendiniz. Her bir söz ayrı bir yüreğe dokunmuş sanki. Bu beni çok mutlu etti. Sözleri derlerken aklıma rahmetli anneciğim geldi (Allah rahmet eylesin). O da çok iyi bir söz söyleme ustasıydı. Her bir hikayeye eşlik edecek türlü türlü deyiş ve atasözleri barındırırdı gönül hanesinde. Onları yerli yerince kullanmayı çok iyi becerir, dinleyiciler üzerinde derin bir etki bırakırdı. Onunla sohbet ederken yanımızda bir kağıt kalem bulundurup şu sözleri not almalıyız hissine kapılırdık hep. Söz söyleme konusunda ona çok çekemeyince sanırım ben de kendimi yazıya dökmüşüm. Kurban olarak da sizleri seçmişim. Umarım halinizden şikayetçi değilsinizdir. Lafı çok uzatmayıp büyüklerimizin sözlerine kulak verelim. (Bazı sözler anonimdir). Son kısmına biraz da gülmece ekledim. 













Biraz da gülmece :))






26 Kasım 2018 Pazartesi

SEVDİĞİM SÖZLER

Kasım 26, 2018 52 Comments
Bilgisayarımda dosya ararken "sevdiğim sözler" adı altında açtığım bir başka dosyaya gitti elim. Hoşuma gidenleri sıralamışım alt alta. Epeyce de birikmiş farketmeden. Dur dedim kendi kendime küçük  bir kısmını blogcanlarla da paylaşayım. Bu seriyi severseniz arada yenilerim seve seve. Sözlerin arasında gezinirken eklediğim müziği dinlemeyi de unutmayın. 

Hepinize iyi haftalar diliyorum :))










22 Kasım 2018 Perşembe

KIŞ SİYAH MI GİYİNİR HEP?

Kasım 22, 2018 70 Comments

KIŞ SİYAH MI GİYİNİR HEP?

Kış siyah giyinir bembeyaz karların aksine. Aslında bu zıtların uyumu mudur, yoksa modası geçmeyen bir renk uyumu mu?

Penceremden baktığımda sonbaharın son çırpınışlarını temsil eden muhteşem renkler görüyorum; sarıdan, yeşilin tonlarına, topraktan, kırmızıya ve turuncuya doğru uzanan, müthiş bir harmoni içinde.

Heyhat, aynı pencereden gelip geçen silutlere baktığımda hep grinin, siyahın, koyu renklerin hakim olduğu göze çarpıyor.

Modacılar her yıl ilan ederler; bu yıl şu renkler revaçta, pastel tonlar ön planda, toprak ve askeri yeşil, haki renkler falan diye gider bu moda manzumesi.

Fakat yıl ne olursa olsun, yani o yıl hangi renkler moda olursa olsun, benim penceremden hep siyahlar geçer, kış aylarında.

Değişmeyen tek şey değişim değil, siyahın ta kendisidir aslında.

Buradan birçok çıkarsama yapılabilir elbette.

Birincisi, çok şişmanlık  (obezite) oranımız artıyor galiba. Toplumun bir kesimi açlık sınırında yaşıyor belki ama aşırı kilo ve sağlıksız beslenme temel sorunlarımızdan biri hala.  Eskiler bir dirhem et bin ayıp örter demişler, şimdilerde de çokça siyah fazla kiloları örtüyor.

İkincisi, giderek içe kapanan bir toplum mu olduk acaba? Yani o yılın moda renkleri iç mekanlarda mı sergileniyor yalnızca? Öyle ya onca renkli esvabı kim alıyor, nerde giyiyor? ne yapıyor? Buradan yola çıkarak, giyimde de yer altında (underground) bir noktaya doğru mu gidiyoruz?

Neden siyah geçer siluetler memleketimin penceresinden?

Neden renkli değiliz biz?

Doğrusu, neden mutlu değiliz biz?

Oysa dünyanın en güzel coğrafyasında, yazı yaz gibi, kışı kış gibi, baharı bahar gibi yaşayan, ezcümle mevsimleri hakkıyla yaşayan bir ülkedeyiz.

Hep denir ya, öteki dünyayı fazlaca öncelleyen toplumlardanız diye. İyi ya oranın siyah beyaz olduğu nereden belli?

Kutsal kitapların cennet tasvirlerinde hep coğrafi güzelliklerden dem vurulur; coşkun akan ırmaklar, yemyeşil ovalar, rengarenk çiçekler, envaiçeşit nebatat..

Katran karası siyahlar, karanlık dehlizler hep cehennem tasvirlerinde yer alır.

Öyleyse neden dünyamızı cehenneme çevirmemiz?

Hadi diyelim öteki dünyayı öncelliyoruz gerçekten de. Peki onun gereklerini yerine getiriyor muyuz?

Nerede naif insan davranışı?

Karıncayı incitmeyen incelikler nerede?

Kıyamet kopsa da elindeki ağaç fidesini dikmek gerektiğine dair o inanılmaz çevrecilik duygusu nerede?

Aslına bakarsanız yazlar da siyah giyiniyor  bazen.

Bir yanda şehit haberleri; diğer yanda şiddet gören kadınlar; ölen, sakat kalan, yiten kadınlar.

Oysa güneşin bitmeyen aydınlığında bütün renklere yer var.

Evet, geceler kutsaldır, ama gündüzler de kutsaldır.

Bu bir döngüsel süreçtir.

Gece siyahsa, gündüz her renktir.

Kırmızı, mor, yeşil, mavi, sarı, turuncu, bütün renkler geçsin artık kış penceremden.

Bembeyaz kışın rengarenk paleti alsın götürsün bütün kasvetimizi.

Renkli umutlara boyanalım

Soldurmasın siyah bizi.


(Bütün hakları saklıdır)

15 Kasım 2018 Perşembe

GERÇEK ARKADAŞIN KİM? / MİM'İMSİ

Kasım 15, 2018 52 Comments

Merhabalar 

Sevgili Grift ve arkadaşları,  Bake Quiz adı verilen bir sitede  "Gerçek arkadaşın kim? Hadi bulalım!" başlığı altında yeni bir test keşfetmişler. Kendi aralarında  başlattıkları bu oyunu blogdaki arkadaşlarına da uyarlamak istemiş Fatma Nur ve beni de mimlemiş. Hernekadar  kendisini % 60 oranında tanıyor çıksam da  çok eğlenerek yaptığım bu mim  için  kendisine çok teşekkür ederim.  

Cevaplarınızı kendi cevaplarımla örtüştürmeye çalışacağınız site adresi şu: BAKE QUİZ . Beni ne kadar tanıyorsunuz bakalım, görcez gali. 


Kendi cevaplarınızı oluşturacağınız bağlantı adresi ise şu: Bake Quiz

Testi yapmasını istediğim arkadaşlarım ise ; 

Bir (Handan)
Sakura
Beyda'nın Kitaplığı
Sevkoz
Derya
Yüreğimin İklimi
Kadriye

ve yapmak isteyen herkes elbette.

Sevgiler 

8 Kasım 2018 Perşembe

BLOG KEŞİF ETKİNLİĞİ

Kasım 08, 2018 55 Comments



Merhabalar, Yeni bir blog takip etkinliği başlatılmış. Ben de kervana katılayım dedim. Listede takip etmediklerimi takibe aldım. Kendi adresimi de altına ekleyerek sizlere paylaşıyorum. Yorum bırakanların linklerini sisteme ekleyeceğim. Siz de katılmak isterseniz, 

Yapılması gerekenler ;


  • İlk olarak listedeki blogları sırayla ziyaret ederek izle butonundan takibe almak ve kendi blog adresinizi de ekleyerek kısa bir yorum bırakmak. Bu yorum ile blog keşif etkinliğine katılmış olacaksınız.
  • Sonrasında bu yazı gibi bir yazıyı blog sayfanızda paylaşmak (yazının altına buradaki blog linklerini ve sonrasında da kendi blogunuzun linkini de ilave ederek blogunuzda paylaştığınızda bizler de sizin blogunuza ziyarete geleceğiz). Sonrasında sizleri ziyaret edenler de sizin blog yazılarınızı kendi bloglarında paylaştıkça blog takip zinciri büyümüş olacak ve harika bir keşif etkinliğine dahil olmuş olacaksınız.

6 Kasım 2018 Salı

DÜNÜN HİKAYESİ / MİM

Kasım 06, 2018 57 Comments

Merhabalar Blogcanlar,

Sevgili Umman'ın başlatmış olduğu, sevgili Handan’ın devam ettirdiği “Dünün Hikayesi” konulu mimi ancak yapabildiğim için kusuruma bakmayınız.

Ben de kendi yaşadıkları "dünün hikâyesi"ni anlatmaları için yapmadılarsa ve zamanları varsa eğer Ece Evren, Sakura, Hayat Yazar, Yeşim’le Her Telden, Sibel Özer, Kahve Telvesi, Ersin Karamahmutoğlu, İnciden Notlar, Kitaplara Kaçanlar, Almanyalı Gelin ve Cem Kazan’ı mimliyorum.

DÜNÜN HİKAYESİ

Uyumayı çok seven Yıldız, hafta sonu olduğu için bu seansı elinden geldiğince uzatmaya çalışıyordu. Fakat uyumayı hiç sevmeyen, yedi yaşına henüz girmiş küçük oğlunun buna pek müsaade ettiği söylenemezdi. Yıldız’ın tahminine göre genellikle birçok evde, çoğu sabah çocuğunu kaldırmaya çalışan annelere söylenen “beş dakika daha ne olur beş dakikacık daha uyuyayım” lafını, çocuğuna karşı söyleyen nadir annelerden biri olmalıydı.

Cebren ve hileyle, sağ kolundan aşağı çekile çekile yataktan kaldırıldı. Gururla ikinci hamleye geçen küçük suratın afacan bakışları eşliğinde yüzü zorla yıkattırıldı. Zorla açtırıldığı gözleri bu kez kapattırılmaya zorlandı ve “açma, açma, açma, açma, açma” nidaları eşliğinde mutfağa doğru çekiştirildi. “Aç” komutuyla birlikte gözünü açtığında uyanmasına katkı sağlayan tomurcuk kokulu taze çay ve harika bir kahvaltı masası için eşine sevgi dolu bir bakış fırlattı ve “Günaydın” dedi. Herkes alışılageldik yerlerine oturduktan sonra trans halinde az pişmiş tereyağlı yumurtalarına ekmek banıp yemeğe başladılar. Yalnız, küçük bey önce masada bir süre oturuyormuş gibi yapıyor, sonra ağzına bir iki lokma bir şeyler atıp kaşla göz arasında salonda izlediği çizgi filme koşuyor, sonra tekrar mutfağa, depoyu doldurmaya geliyordu.

Lezzet şöleni sona erdikten sonra ortalığı toparlayan Yıldız ardınadan oğlunun ödevleri ile ilgilenmeye başladı. Akabinde sekiz kere anneyle yedi kere de babayla saklambaç oyunu oynayan tatlı kuzunun neden ısrarla hep aynı yerlere saklandığı ciddi bir merak konusu oldu. Kazara sobelerseniz o oyun sayılmıyordu. O yüzden hep ıskalamanız ve bu akla fikre gelmeyen yeri nasıl olup da bulduğuna dair her seferinde şaşkınlık ifadesi takınmanız gerekiyordu. Bulunmaz ve yakalanmaz olmanın tadı iyice çıkarıldıktan sonra arabacılık oyununa geldi sıra. Kamyon şöförü rolünü babaya, yaya rolünü anaya, trafik polisi rolünü de kendine biçen fedakar evlat, bir yandan da replikleri  arka arkaya sıralıyor, nerede ne demeleri gerektiğini büyük bir iştah ve heyecanla anlatıyor da anlatıyordu. Onca pratikten sonra, anne ve baba tiyatro seçmelerine katılmak için hazır kıvama gelmişlerdi artık.  

Evdeki oyun kesmeyince ana oğul, hemen yakındaki oyun parkına gitmeye karar verdiler. (Karar verdirildiler). Tekrar eve dönecekleri sırada gazete almak için dışarı çıkan babanın peşine takılıp biraz da açık havada yürüyüş yaptılar.

Vakit ilerlerken Yıldız, altın gününe gitmesi gerektiğini hatırladı. Gençken pek haz etmezdi bu tip günlerden ama şimdi kervana o da katılmıştı. Yavrusuna kendisi ile gelmek isteyip istemediğini sorduğunda reddedileceğini tahmin etmişti. Recep İvedik'in dediği gibi "yanık külotlu çorap kokusu" içinde bulunmak istemiyordu anlaşılan. Ayrıca babası ile erkek erkeğe takılmak büyüdüğüne dair ciddi bir işaretti. 

Son üç beş yıldır buluşmaları daha eğlenceli hale getirmek için bir gün konsepti seçiyordu hanımlar. Şal, şapka, renk, desen vb. Tatlı mı tatlı ev sahibesinin o akşamki konsepti puantiye idi. Herkes puantiyeli birşeyler giyecek, takıp takıştıracaktı. Yıldız da o akşam için seçtiği elbiseyi giyindi ve kendisi gibi puantiyelere bulanan çok sevdiği komşularıyla birlikte yanıp sönen farlar misali olay mahalline doğru yol aldılar.

Rengarenk puantiyeler içindeki sohbet, örtüsü de puanlandırılan masada uzunca bir süre devam etti. Ev sahibi seçtiği puantiye konseptine uyum sağladığımız için hepimize tam puan verdi. Evden çıkarken uzunca bir süre puantiye giymemeye karar veren Yıldız, gecenin en favori salata tarifini sizler için almayı da ihmal etmedi. Tıpkı sizin bir üstteki ve şu anki paragraf içinde 9 kere puan lafı geçen cümlelerdeki malum kelimeyi tekrar okuyup, saymayı ihmal etmeyeceğiniz gibi J.

Şalgam Sulu Bulgur Salatası Tarifi İçin Malzemeler

1 su bardağı iri bulgur,
2 su bardağı şalgam suyu,
2 adet taze soğan,
1/2 demet dere otu,
1/2 demet maydanoz,
5-6 adet kornişon turşu,
Konserve mısır,
Sıvı yağ,
Limon.

Şalgam Sulu Bulgur Salatası Yapılışı

Şalgam sulu bulgur salatası yapmak için öncelikle pilavlık iri bulgur tencereye alınır ve üzerine 2 su bardağı şalgam suyu ilave edilerek suyunu çekene kadar haşlanır. Suyunu çektikten sonra ocaktan alınır ve soğuması için bir kenarda bekletilir.

Yeşillikler ayıklanıp yıkanır ve ince ince kıyılıp bir kase içerisine alınır. Kornişon turşular küçük küçük doğranır ve yeşilliklerin üzerine eklenir. Soğuyan bulgurun üzerine doğranan yeşillikler ve kornişon turşular ilave edilir. Son olarak mısır, sıvı yağ ve limon suyu ilave edilerek güzelce karıştırılır. Hazırlanan şalgam sulu bulgur salatası servise sunulur.

İlk yemek tarifini bir mim yazısı içinde vereceğini asla tahmin edemeyen Yıldız, sizi ne kadar çok sevdiğini daha önce söylemiş miydi?

                                                                                                            

Google+ Followers