Bir Yıldızın Hikayesi

Blogger tarafından desteklenmektedir.

4 Aralık 2017 Pazartesi

GÜCÜNÜZÜN FARKINDA MISINIZ?

Aralık 04, 2017 32 Comments

Merhaba Arkadaşlar,
Son günlerde belki birçoğunuza da ulaştığını düşündüğüm bir birliktelik davetiyesinden söz etmek istiyorum bugün size. Davet sahibi Erkan TEPEBAŞ. “Bironeridebizden” adını verdiği ve kendi ifadesi ile şu aşamada “gerçekleştirilmesi istenen tasarı” olarak nitelendirdiği çok önemli bir hedefi var. Bu konuda bizlerden destek talep ediyor. Yazının devamında göreceğiniz üzere kendi kaleminden dökülen düşünceleri son derece makul ve okunmayı hak ediyor bence. Ekip olarak çalışılması halinde blogger’ların daha etkili olacağı inancında. “Yeşimle Her Telden”in de bahsettiği gibi 3 Aralık Pazar günü, bu sene 5. kez düzenlenen ve Kadıköy Babil Cafe'de gerçekleştirilen Kahve Bahane 5 / İstanbul Blogger Buluşması'na sadece dört kişi katılabilmiş. (Yeşimi'in bu konuyu ele aldığ paylaşıma; https://yesimlehertelden.blogspot.com.tr/2017/12/kahve-bahane-5-istanbul-blogger-bulusmas.html    linkinden ulaşabilirsiniz). Bu son durum sanırım bu konuda daha aktif, daha birlik beraberlik içinde ve daha etkili olma zamanının geldiğine de işaret ediyor. Dolayısıyla günümüzde giderek kan kaybetmeye başlayan Blog dünyasını yeniden canlandırmak için önemli bir atılım olarak değerlendirebiliriz belki de bu çabayı ne dersiniz?


Şimdilik sizleri Erkan Bey’in düşünceleri ile baş başa bırakıyorum. Sevgilerimle…

   GÜCÜNÜZÜN FARKINDA MISINIZ?
-BU BİR GİRİŞİM ÇAĞRISIDIR-

Sevgili arkadaşlar merhabalar. Uzun zamandır hayalini kurduğum ve bir süre sonra hayal kurmak yerine somut adımlarla aşama aşama hayata geçirmeye başladığım bir proje üzerinde çalışıyorum. Bakmayın bahsederken “Proje” dediğime, aslında böyle iddialı cümleler kurmayı hiç de sevmem. Zaten bende kullanırken bu kelimeyi, TDK’ da tanımlanmış ilk anlamını kastetmiyorum.  Baksanıza ne kadar iddialı 1. isim  Değişik alanlarda önceden plan ve programa alınmış, maliyeti hesaplanmış, kurum ve kuruluşların yönetim organları tarafından onaylanmış, kısa ve uzun vadeye bağlanarak özel kurum veya devlet adına gerçekleştirilmesi kabul edilmiş bilimsel çalışma tasarısı “.
Bu zamana kadar yaptığım bütün çalışmalar her ne kadar detaylı ve ince ince hesaplanmış olsa da ben yine de kulağa daha hoş gelen ikinci tanımlamasını tercih ediyorum 2. Gerçekleştirilmesi istenen tasarı
Ne kadar da naif ve masumane. “Gerçekleştirilmesi istenen tasarı…”

Evet benim de gerçekleştirmeyi istediğim bir tasarı var. Ve yaptığım uzun çalışmalar gösterdi ki bunu gerçekleştirebilecek en iyi ekip sizlerden; yani üretmeyi, yazmayı çizmeyi seven siz değerli blogger arkadaşlardan oluşabilir.
Günümüzde internet, internet bağlantılı teknolojilerin gelişmesi ve buna bağlı olarak interaktif internet kullanımın artması reklam ve pazarlama dünyasının dikkatini çekmiş olacak ki bu alana önemli bir kaynak aktarımı yapılmaya başlanıldı. Sebebi ise oldukça basit, tv kanalarında dakikasına binlerce lira ödedikleri reklamları, sosyal medya platformlarında daha etkili ve direkt hedef kitlesine ulaştırabiliyorlar hem de görece çok daha düşük maliyetler ile. Ancak her mecra olduğu gibi burada, medya patronlarının tekelinde. Karşılarında da bu konuda organize olmamış binlerce web sitesi bulunması bu işi oldukça ucuza mal etmelerini sağlıyor. Bunun sebebini sanırım organize edilmemiş platformlar ile açıklamak mümkün. Uzun zamandır üzerinde incelemeler yaptığım blog dünyasında gördüm ki blogger arkadaşlarımın birçoğu, birçok koşula bağlı sözleşmeler ile bu pastadan pay çıkarma çabasındalar. Ve ne yazık ki büyük emekler verilerek üretilmiş onlarca içerik hak ettiği kitlelere ulaşmadan binlerce bilgi ve içerik yığınının altında kaybolup gidiyor. Ya da birçok blogger arkadaşımız onca emeğini dev reklam pazarlaması yapan firmalara yok parasına pazarlıyorlar. İnternet ve sosyal platformların hızla büyümesiyle birlikte yeni nesil bir emek sömürüsü bu sayede kendine yeni bir yol çiziyor. Popüler bolgların elde ettiği reklam gelirlerine heves eden yüzlerce arkadaş da maalesef bu pazarda emekleri sömürülenler kervanına katılıyorlar. İşte bu tespitlerden sonra bütün bu arkadaşları tek bir proje çatısı altında birleştirerek bir sosyal medya girişimi oluşturmaya karar verdim. Üretilen içerikleri de incelendiğimde bunu bir “öneri” özelinde yapmanın hem proje fikrinin çıkış noktasına, hem de hedeflediğimiz gelir modeline daha uygun olduğunu düşündüm ve “BİRONERİDEBİZDEN” isimli bu fikri geliştirmeye başladım.

Peki, nedir Bironeridebizden? Sosyal medyada yeni bir akım yaratacağını düşündüğüm “Bironeridebizden” isimli proje kısaca ifade etmek gerekirse akla gelebilecek bütün konularla ilgili önerilerin paylaşılabileceği bir öneri paylaşım platformu projesidir. Bironeridebizden projesinin odak noktasında internet kullanıcıları ve onların ihtiyaç duyduğu önerilerin organize edilmesi fikri yer almaktadır. Biraz inceleme yapıldığında özel olarak bu amaca odaklanmış hiç platformun olmadığı görülecektir. Elbette ki, bilinçli ya da bilinçsiz, hali hazırda bu türlü öneri içeriği barındıran birçok web sitesi bulunmaktadır. Ancak hiçbiri Bironeridebizden’de olduğu gibi bunu bir tarz olarak benimsememiştir. Zaten adı üzerinde olan projemizin odak noktası özel olarak bu şekilde belirlenmiş olduğundan kullanıcılar herhangi bir konuda bir öneriye ihtiyaç duyduklarında akıllarına ilk olarak Bironeridebizden ’in gelmesi projenin amacının doğal bir sonucu olacaktır. 

Projenin çalışma prensibi oldukça basittir. Forumların kargaşasından uzak bir yapıda tasarlanmış olan Bironeridebizden, öneri sunma ve öneri isteme mantığına dayalı çalışacak olan bir sistemden ibarettir.
Bloggerlar olarak bütün süreci birlikte yürütüp birlikte kalkındırmayı ve birlikte bir değer haline getirmeyi düşündüğüm bu girişim başarılı olduğu takdirde organize ediliş şekli itibariyle de bir ilk olacaktır. Bu projeyi bir fikir kooperatifi olarak düşünebiliriz aslında. Birlikte üretip birlikte geliştirebiliriz. Ve son olarak şunu da eklemek istiyorum. Ben bireysel başarıların asla uzun ömürlü olmadığına inanan biri olarak bunu egolarından arınmış bir ekibin başarılabileceğine inanıyorum. Sizin de büyük hayalleriniz, büyük düşünceleriniz varsa ekibimize katılmanızı canı gönülden dilerim.
Önerileriniz ve irtibat kurmak için : rkntpbs@gmail.com
Erkan TEPEBAŞ

Bironeridebizden

30 Kasım 2017 Perşembe

BİN DİLEK TUTTUM

Kasım 30, 2017 21 Comments



Malumunuz yeni yıl yaklaşıyor. Koca bir seneyi daha geride bırakmak üzereyiz. Çarçabuk geçen onca zaman sonunda kim bilir neler neler yaşadık? Neler görüp geçirdik? Belki biraz çoğaldık, belki biraz azaldık. Refahımız artarken ömrümüzün azalması gibi. Ya da bir yandan yeni üyelerle büyüyüp genişleyen ailemizin, diğer yandan ebediyete uğurlamak zorunda kaldıklarımızla eksilmesi misali.

Durdurmak mümkün değil akışı. Mutlu anı başa saramadığımız gibi acının üzerinden atlamak için hızlandıramıyoruz da zamanı. Herkes kendi sürecini yaşıyor, kendi gerçekliğini arıyor, kendini var etmekle meşgul. Üretmek var olmanın en büyük kanıtı olsa gerek. Dolayısıyla çoğumuz bir şekilde üretime katılma telaşındayız. Hayat gailesindeyiz. Hedeflerimize koşuyoruz. Ulaştığımız her hedefin yaşattığı anlık hazzı, yeni hedefler belirleyerek çoğaltmaya çabalıyoruz. Bu sonsuz devinim sağlığımız elverdikçe devam edecek, hiç kuşkusuz. Giderek bencilleşmeyi dikte eden bir düzenin içerisinde hedefe varmaya çalışırken bir başka deyişle kendimizi için maksimum faydayı elde etmeye gayret ederken göz ardı ettiğimiz şeyler olabiliyor mu acaba ne dersiniz? Değerlerimiz, inançlarımız, insana, doğaya saygımız, empati yeteneğimiz, iş ahlakımız, bu tırmanış serüveninin neresinde acaba?

Bütün bu soruların cevabını düşünürken aşağıdaki temennilerimin denebilirse eğer bir anda şiire dönüştüğünü fark ettim. Hepimiz için BİN dilek tuttum.




BİN DİLEK TUTTUM

İyilik iyilik getirir
Duymayanlar duysun

Varlıklılar paylaşsın
Paylaştıkça çoğalsın
  
İlim, irfan yayılsın
Genç dimağlar öğrensin


Sevgi ile sulanan
Kıraç toprak yeşersin

Küslük ömür tüketir
Kırık kalpler barışsın

Kor alevde yananlar
Tez vakitte kavuşsun


Yanlışa meyl edenler
Yol yakınken dönsün

Evlatlar yol alsın
Anne baba övünsün

Dramlar son bulsun
Çocuklar hep gülsün

Susmak çare değil
Kadınlarımız bilsin

Neşe, sağlık, mutluluk
Yuvamızı  süslesin

Yeni yılımız hoş gelsin
Yine gelsin, hep gelsin


Bütün isteklerimizin gerçekleşmesi dileğiyle J


29 Kasım 2017 Çarşamba

24 Kasım 2017 Cuma

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ

Kasım 24, 2017 6 Comments



Merhaba Sevgili Arkadaşlarım,

Bugün 24 Kasım Öğretmenler günü. Öncelikle bütün öğretmenlerimizin bu anlamlı gününü kutluyorum. Yavrularımızı, can parçalarımızı onlara emanet ediyoruz. Biliyoruz ki ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorlar. Bütün gün onlarla meşgul olup hem eğitimlerine hem de öğretimlerine katkı sağlıyorlar. Okul dönemi başladığında evlatlarımızla bizlerden daha çok  onlar meşguller. Birer anne ve baba şefkati ile yaklaşarak onlara önce alfabeyi, sonra hayatı öğretiyorlar. Onları geleceğe hazırlıyorlar. Aydınlık bir Türkiye'nin temellerini atıyorlar. O yüzden de büyük bir sorumluluğun altındalar. Malzemesi insan olan mesleklerin sorumlulukları biraz daha fazla oluyor sanırım. 

Eminim ki hepimizin hayatında derin izler bırakan, rol model olarak tanımladığımız en az bir veya bir kaç öğretmenimiz olmuştur. Onlara bu anlamı yüklememizi sağlayan sahip oldukları  farklı vasıflardır büyük ihtimalle. Ya da duygu olarak kendimize yakın frekansta hissetmişizdir. Öğretmenler için de kendilerinde iz bırakan öğrenciler çok oluyordur elbette. Hamurunu kendi elleriyle yoğurdukları o minik bedenlerin büyüyüp bir meslek edindikten sonraki halleriyle karşılaştıklarında yaşadıkları hazzı herhalde hiçbir şeye değişmezler. Bu nitelikli etkileşimlere ülkemizin ihtiyacı çok olsa gerek. 

Büyük önderimizin; “Milletleri kurtaracak olanlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.” diyerek medeniyet yarışında en önemli güç olarak işaret ettiği öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü´nü  tekrar kutluyor, Başöğretmenimiz Mustafa Kemal ATATÜRK başta olmak üzere ebediyete intikal etmiş tüm öğretmenlerimizi rahmet, saygı ve şükranla anıyorum. 

Ayrıca, çok kıymetli annem ve babam ile birlikte aile efradıma yer alan canım öğretmenlerimin de bu güzel gününü tebrik ediyor emeklerinin karşılığını görecekleri nice mutlu yarınlar diliyorum.  


10 Kasım 2017 Cuma

ATAMIZA

Kasım 10, 2017 11 Comments


Dün gece, günün yorgunluğu ile birlikte odama doğru çekilirken eşimin de elinde  kağıt kalem bir şeyler karaladığını fark ettim. Sabah uyandığımda kendi sosyal medya hesaplarında paylaştığı şeyin dün gece yazmaya çalıştığı aşağıdaki şiir olduğunu anladım. 





Gerçekten de kuzumuz hafta boyunca aynı cümleyi tekrarladı, durdu; "Anıtkabire gidelim baba, Anıtkabire gidelim baba....". 


Bugün bizi mesaide gören arkadaşlar "siz Ankara'ya gitmediniz mi hala" diye sorup duruyorlar.



ULU ÖNDER ATATÜRK'Ü SONSUZLUĞA İNTİKAL EDİŞİNİN 79. YILINDA SAYGI, ÖZLEM VE RAHMETLE ANIYORUZ.










7 Kasım 2017 Salı

"AYLA" FİLMİNİN ÖN GÖSTERİMİNDEN

Kasım 07, 2017 29 Comments




Merhaba sevgili arkadaşlarım,

Bu yazıyı 27 Ekim'den önce yazmak isterdim ancak kısmet bugüne imiş. Uzun ve yorucu bir İstanbul günün ardından  Beyoğlu'ndaki  Grand Pera Emek Sinemasının önünde duruverdik eşimle. Amacımız vizyondaki filmlerden birini izlemekti. Biletlerimizi aldık ve sinema salonunun olduğu kata çıkmak için asansörün 4. kat düğmesine bastık. Düğmenin çalışmadığını anlayınca 5'e basıp bir kat aşağıya ineriz dedik. Fakat 5. kata çıktığımızda 4. kata inmenin hiç de öyle kolay olmayacağını anlamak zor olmadı. Neden mi? Çünkü "Ayla" filminin özel ön gösteriminin tam orta yerine düşmüştük. Filmin başlamasına çok az bir zaman vardı. Fuayede protokol ve İsmail Hacıoğlu ile Sinem Uslu, filme konu olan ve savaşta Türk askerlerinin bulup 'Ayla' ismini taktığı Koreli Kim Eunja (71) ile onun küçüklüğünü canlandıran Kim Seol de vardı. Hayranlarıyla birlikte resim çektiriyorlardı. 

Türkiye'nin Oscar adayı olan  ve Kore Savaşında yer alan Astsubay Süleyman Dilbirliği'nin başından geçenlerin anlatıldığı "Ayla" filminin orada oynayacağını bilmek ve filmi izlemek adına hiçbir çaba sarf etmeden oradan öylece ayrılmak olmazdı. Filmle ilgili röportajları ve medyada yazılıp çizilenleri sıkı takipteydim. Okurken ne kadar da dramatik bir hikaye mutlaka izlemeliyim diye aklımdan geçirmiştim. Sanırım bu konuda evrene gönderdiğim mesajlar çok kuvvetli oldu ki umduğumun çok ötesi ile karşılaştım. Salon görevlisi ricamızı kırmayarak en arka uçta boş duran üçlü koltuğa oturmamızda bir sakınca görmedi.  Koltukların kolçaklarına, üzeri siyah iplikle işlenmiş "Ayla" isimli beyaz mendiller konmuştu. 

Savaşın  soğuk yüzüne farklı bir ayna tutan film sona erdiğinde salondaki hıçkırık sesleri, alkış sesleri arasına karıştı. Mendiller görevlerini tamamlamanın verdiği buruklukla farklı yüzlerle buluşurken film ekibi ve filme konu olan Kim Eunja da sahnede yerini aldı. İşte o an minik kahraman ete kemiğe bürünmüş bir yetişkin olarak karşımızda duruyordu. O duygulu film müziği arka fonda devam ederken yönetmene sarılıp dakikalarca ağladı  Kim Eunja. Biz ise sadece ağladık ve alkışladık o koca yürekleri. 



Film 27 Ekim'de vizyona girdi ve Güney Afrika Cumhuriyeti'nde düzenlenen 11. Cape Town Uluslararası Film Festivalinden ödülle döndü. Umarım Oscar'ı da kazanır ve gurur vesilemiz olur.

İzlemeyenler için söyleyebileceğim son söz dünyanın neresi olursa olsun yardıma koşan şanlı Türk askerimizi bir de bu erdemleriyle izlemenizi ve gururlanmanızı velhasıl film hala vizyondayken kesinlikle kaçırmamanızı tavsiye ederim. 











31 Ekim 2017 Salı

KEŞKE

Ekim 31, 2017 24 Comments



Merhaba Sevgili Dostlar,

İş, güç, koşturmaca derken uzun zamandır sizlerle birkaç küçük yorum dışında pek iletişim kuramadım. Okuma, yazma, kültür-sanat vb.. eylemlerimi biraz daha öncellemem gerektiğinin farkındayım, inşallah bunu başarırım.

Arif Öztürk Bey'in  "Zaman her şeye yeter mi" adlı paylaşımını bu konuda kendime kılavuz etsem,

Sade ve Derin'in film, blog, kitap tavsiyelerini daha çok dikkate alsam,

Bücürük ve Ben'in "Haftanın Melodisi" başlığı altında paylaştığı Antony Carlos Jobim'in Desafidano adlı muhteşem şarkısını  sade kahvemi yudumlarken dinlesem

Sade kahve sevenlerin "Özü sözü bir, işleri basitleştirmeyi seven, sessiz fakat huysuz ve sade karakterli kişiler" olduğunu sevgili Yusuf kardeşimin  "Acı bir kahve tadında" adlı blogunda paylaştığı “İçtiğiniz Kahve Kişiliğiniz Hakkında İpucu Verir" yazısından öğrensem 

Kendimi, "Beyda'nın kitaplığında ya da " blogunda paylaştığı  "2. Eskişehir kitap fuarında geziniyorken bulsam.

Kış da geldi..! Yağmur ve Serhat ile bu konuda biraz  dertleşsem..

Balkanlar turuna katılıp "Daha mutluyuz" diyebilsem


"Kiremithanem" gönderse de o pişirdiği kırmızı biber dolmasından afiyetle yesem :))

İncinin doğumu hayırlısıyla gerçekleşse de bebeğini "İnciden Notlar" köşesinde fotoğraflarından olsun sevsem

Ne çok şey sıraladım bir çırpıda değil mi. Blogumun “Okuma listesi”ni açtığımda karşıma çıkan ilk paylaşımlardan derlediğim kısa bir yazı oldu. Doğaçlama gelişti. Bahsedemediklerim lütfen kusuruma bakmasınlar, kırılmasınlar. Hepinizi seviyorum J


Google+ Followers