29 Haziran 2020 Pazartesi

AĞAÇ EV SOHBETLERİ (45)


AĞAÇ EV SOHBETLERİ

Merhaba Arkadaşlar,

Ağaç Ev Sohbetlerinin 45. Hafta konusunu ben önerdim sevgili Zeynepciğime (Kayıp Fısıltı). O da uygun buldu sağ olsun.  Konumuz;

“Paylaştıkça çoğaldığınıza, verdikçe aldığınıza inanıyor musunuz? Verme eylemini sadece maddesel değil manevi açıdan da (sokak hayvanlarına su vermek, bir bilgi kırıntısını, hatta bir gülümsemeyi paylaşmak da olabilir) değerlendirdiğinizde en son neyi verip neyi almış olabilirsiniz? Bu konuyla ilgili bir farkındalığınız oluştu mu?”

Yapılan araştırmalara göre 2050 yılında dünya nüfusunun 9.8 milyar olacağı tahmin edilmekte. Dolayısıyla sınırlı kaynaklarla sonsuz tüketim ve sonsuz sahip olma isteğimizin birbiriyle ne denli çeliştiği ortada. Üstelik yeryüzünde ihtiyaç sahibi birçok canlı türü de mevcutken. Bu durumda yapmamız gerekenlerden ilki hayatımızdaki istek ve ihtiyaçları ayırt etmek olsa gerek. Arkasından daha az şeyle yaşamayı öğrenmeye başlayabilir, fazlalıklarımızdan, yüklerimizden arınabiliriz tıpkı korona sürecinde yapmaya çalıştığımız gibi. Eğer bu anlayışı hayat felsefesi haline getirebilirsek paylaşarak çoğalmanın verdiği hazla da tanışabiliriz. Paylaşmak deyince sadece para ya da eşyadan söz etmiyorum elbette. Manevi paylaşımlarla da aynı lezzeti alabilir/verebiliriz. Zaman, emek, sevgi, hoşgörü paylaşanların mutluluğunun yüzde 40 arttığını söylüyorlar uzmanlar ve ekliyorlar;  

“Yeni aldığınız bir şey için, evinizden bir şeyi paylaşın. Yeni aldığınız bir gömleğe karşılık pantolonunuzu vermek gibi. Hatta mümkünse giymediklerinizden değil en sevdiklerinizden paylaşın” diyorlar.

Paylaşmak sadeleşmek anlamına da geliyor. Kendisini ve sosyal ilişkilerini yönetebilenlerin daha özgüvenli ve daha tatminkâr olurken, yönetemeyenlerin genelde bu açığı ‘satın alarak’ telafi etmeye çalıştıkları bildiriliyor. Metalarla değil de deneyim ve hislerle doymayı öğrenebildiğimiz zaman hayatın daha fazla anlam kazandığını görebiliriz kanaatindeyim ben de.

Paranın bir enerji olduğu ve tıpkı sevgi, saygı gibi paylaştıkça çoğaldığı söyleniyor. ‘Paylaşmak’ devasa bir ekonomiye dönüştü ayrıca. Bireyler artık sahip oldukları kaynakları sanal platformlarda başkalarının kullanımına sunuyor, takas yapıyor veya gelir elde ediyorlar. Eskimeden çöpe giden, atıl bir şekilde yer işgal eden giysi ya da eşya yığınlarının yüklerinden ve negatif enerjilerinden kurtulmanın bir başka yolu olarak.

Paylaşmak bizim kadim geleneklerimizden, hayatımızın en temel olgularından biri. Mevlana ne güzel söylemiş:  “bir mum diğerini tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez” diye. Bir tas çorbayı bir kuru ekmeği, bir kalıp peyniri paylaşmak zul gelmez hiçbirimize. Dolu gelen tabak asla boş dönmez gönderilen haneye. Askıda ekmeklerimiz, yemeklerimiz vardır pek çok lokantada. Anneler ve babalar paylaşımların en büyük kahramanlarıdır.

Ayrıca duyguları da paylaşır hayatımıza renk katarız. Düşünsenize gezip gördüğümüzü anlatacak, çektiğimiz fotoğrafları gösterecek, söylediğimiz şarkıyı dinleyecek kimsemizin olmadığını, üzüldüğümüzde omzumuza şefkatli bir elin uzanmadığını. 

Yeri gelir mutluluğumuzu, karşılıklı sevgilerimizi, gülümsemelerimizi paylaşırız. Gülümseme sadaka yerine geçer dinimizde. Biliriz ki insanı giydikleri, takıp takıştırdıkları değil, tebessümü güzelleştirir. Ayrıca güzel sözler paylaşırız. Sözümüz de yüzümüz kadar güzel olsun isteriz. Paylaşır ve paylaştıkça çoğalırız.


Gözü görmeyene yol gösterir,

Sokak köpeklerine su ikram ederiz

Yol üzerindeki taşı kaldırır,

Yaralı kuşa merhem oluruz

İhtiyacı olana nasihat eder,

Muhtaca kol kanat gereriz

Bazen ümit,

Bazen ilim, irfan aşılarız

Matemi olanın yasına gider,

"Bu da geçecek elbet" deriz.

Karşılık beklemeden yaptıklarımızın

Her daim mükafatını alırız.


Bunların her biri birer paylaşımdır ve biliriz ki biz harekete geçtikçe çoğalarak bize geri döner. Durgun suya taş atmak gibidir eylemlerimiz. Taşı attığımızda etrafında hale hale dağılan su halkaları nasıl ki genişleyerek bize doğru yaklaşıyorsa yaptıklarımızdan ve güzel düşüncelerinizden yayılan enerji de türlü türlü mucizeler ve hediyeleriyle genişleyerek yine bize döner.

“En son neyi verdin de sana artarak geri ne döndü?” derseniz. Pek çok şey sıralayabilirim belki ama beni en çok mutlu eden en somut örneklerden biri şu sanırım;

Blog yazıları yazarak yani bu mecrada teşrik-i mesai yaparak sizleri, sizlerin dostluğunu, sıcaklığını kazandım. Hiçbirinizle hiç tanışmadığım halde üstelik. Bu benim için büyük bir lütuf. Ben verdim, siz aldınız. Siz verdiniz, ben aldım. Evren bu şekilde işliyor zaten. Vermeden alamıyoruz. Vermeden nefes bile alamıyoruz. Hiçbir şey karşılıksız kalmıyor iyilik de kötülük de. Marifetse iyiliği çoğaltmakta.

İnsanın özünü keşfetme yolculuğuna odaklanan modern mistiklerden ve düşünürlerden Kafkasyalı guru ve yazar George Gurdjieff’in sözü ile bitiriyorum yazımı; “Başkalarına yardım ettiğin takdirde sana da yardım edilecektir. Belki yarın, belki yüz yıl içinde, ama sana yardım edilecektir. Doğa borcunu ödemek zorundadır.  Bu bir matematik kanunudur ve hayat matematik demektir” demiş.

Sonuna kadar okuma sabrı gösteren herkese çok teşekkür ederim. Umarım bu konu başlığı ile ilgili kıymetli görüşlerinizi Ağaç Ev ailemizden esirgemezsiniz.

Kalın sağlıcakla J)

 

 



37 yorum:

  1. Sonuna kadar okunmayacak bir yazı değil ki; çok harika bir yazı olmuş. Çok teşekkür ediyorum Yıldız Hanım. O kadar güzel fikirler var ki; ben bu fikirlere ekleyecek bir şey bulamadım, tebrikler.👍👍🙏🙏🙏

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Her zamanki gibi çok incesiniz, çok teşekkür ederim Fatih Bey. Selamlar :))

      Sil
    2. Rica ederim, siz daha fazlasını hak ediyorsunuz inanın.

      Sil
  2. Anlattıklarınızın her satırına inandığım bir hayat yaşadım, yaşıyorum.
    Karşılaştığım mucizelere inanamazsınız. Ve bunların her biri başkaları için bir şeyler yaptığımda oluyor :)
    Sevgiler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Umarım bu kıymetli hayat tecrübelerinizi sohbetimize katılarak bizimle paylaşırsınız Tülin Hanım. Çok teşekkürler :))

      Sil
  3. Sıcacık bir yazı olmuş. Ellerine sağlık. Kesinlikle paylaştıkça çoğalıyor. :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet paylaştıkça çoğalıyor. Çok teşekkür ederim, selamlaımla :))

      Sil
  4. Konu ve yazdıklarınız çok anlamlı. Aklıma sevginin paylaştıkça arttığı, kederin ise paylaştıkça azaldığı gerçeği geldi. En kısa zamanda ben de sohbete katılacağım, sevgiler:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kaliteli içeriklerle ağaç ev sohbetlerini her zaman desteklediğinizin farkındayım. Çok teşekkür ederim. Selamlar :))

      Sil
  5. Çok güzel bir konuya değinmişsin. Ben de hemen yazmaya...😋😙

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu arada iletişimden sana bir yazı gönderdim. :)

      Sil
    2. Teşekkür ederim İremciğim, iletişim kutuma gelen bir mesaj yok. Aşağıdaki adrese tekrar gönderebilir misin acaba?

      "tneyzen.6152@gmail.com"

      Sil
  6. Sıcak bir bir sohbet olmuş ve yazı akıcılığı ile bizi son satırına kadar taşıdı..., konu itibari ile de güzel bir yazı..., gülümsemenin sadaka yerine geçtiği İslam dininin güzelliklerinden de bahsetmiş oldunuz aslında...

    "Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer." - Hz. Muhammed (Sav) (Müslim, Birr, 66)

    Sevmek sevgiyi paylaşmak ve merhamet etmenin önemine dikkat çeken peygamberimiz bir çok hadisi ile insanları öğütlemiştir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim bu güzel katkı için :))

      Sil
  7. Genelde biz kullanmadığımız giyecekleri Belediyelerin giyisi toplama konteynerlerine bırakıyoruz. Allah yeter ki istemesini bil bir şekilde veriyor. Taşıda çok uzak atmadığımız sürece dalgalar kesin bize dönüş yapar :)

    YanıtlayınSil
  8. Verdikçe çoğalır her şey. Gönülden paylaşabilelim her şeyi inşallah.Kıymetli bir paylaşım olmuş, yüreğinize sağlık.

    YanıtlayınSil
  9. Çok hoş bir konu seçmişsiniz. Kesinlikle paylaştıkça çoğalır. Ama insanoğlu biraz bencil olabiliyor. En sevdiği şeyi vermek zor herkes başaramaz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. En sevdiğin şeyi vermek zor herkes başaramaz. Çok doğru söylüyorsun. Teşekkür ederim katkın için Yankım😊🤚

      Sil
  10. Baştan sona öyle güzel bir yazıydı ki, hangi noktasına ayrıca değinsem değinmediğim yerlere haksızlık olur :) Ayrıca konu seçimi de çok çok güzel olmuş. Konuyu ilk okuduğumda benim de aklıma gelenler arasında blog vardı :) Ve en sonda demişsiniz ya 'vermeden nefes bile alınmıyor' diye. Daha üstüne ne denir ki.. Düşüncenize, kaleminize sağlık :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İlkaycıgım bu konudaki paylaşımını okumak isterim 😍🌷😊🤚

      Sil
  11. "Vermeden nefes bile alamıyoruz." Ne güzel bir tesbit Yıldız. Hiç aklıma gelmemişti bu. İşte blogculuğu bu yüzden bırakamadım on küsür yıldır. :) Çok farklı düşünceler okudum, pek çok şeyler kattım hayatıma. Farklı beyinlerden çıkan farklı düşünceler hayatımızı renklendirdi.

    Dünya metaı insanları tatmin etmez oldu. Hep daha fazlası isteniyor ama o da yeterli gelmiyor. Şu dünyada birbirimize verebileceğimiz en güzel şeylerin ilim öğretmek, tebessüm ve güzel sözler olduğunu düşünüyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çokkkkk teşekkür ederim bu güzel yorum içn Müfred 🙏😊🤚

      Sil
  12. Yazı gerçekten çok hoş olmuş elinize sağlık:)

    YanıtlayınSil
  13. ebeet güzeel haklısıın. neydi sen diyon yaa, birlikte güzeliiiz :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Birlikte daha anlamlı ve daha güzeliz 😍🌷🙏😊🤚

      Sil
  14. heey bak üstteki hochikane arkadaşımız çok yenii, onun bloguna gidip üye olup yorum yapsan yaaa :) ilk üyesi olcaaan :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Birinciliği kaçırdım. İkinci oldum. 😇🙃😊🤚

      Sil
  15. Gerçekten çok etkileyici olmuş bu yazı:)

    YanıtlayınSil
  16. yankım ve gölgem in son yazısını gördün müüüü :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canımmm çokkkkk teşekkür ederim haber verdiğin için. Büyük bir keyifle okudum 🙏😍🌷🤗🤚

      Sil
  17. Keyifle okudum,çok yönlü, su gibi yazmışsınız. Kaleminize sağlık:)

    YanıtlayınSil