BEN EVLENİYORUM ANNE

15

 


Merhabalar,

Uzun zamandır bloğumu ihmal ettim. Önüme yığılan işler, ardından ramazan rehaveti, sonra bayram ve onunla gelen şehirlerarası seyahat süreci, beni bir parça alıkoydu. Bayramla birleştirdiğimiz seyahatimizin esas gayesi hayırlı bir iş içindi. Çok sevgili yeğenimize kız istemeye gittik. Gittik ve geleneklerimize harfiyen uyarak kızımızı aldık. Harika bir çift oldular. Birbirlerine çok ama çok yakışıyorlar. Karşılıklı gözlerinin içine bakarlarken evren duruyor sanki.

Arada mesafeler olunca seremoniler arka arkaya geldi. İlk akşam kız istendi. Ertesi akşam ise detaylıca organize edilmiş bir nişan töreni oldu. Fakat bu tören adeta bir kır düğünü merasimine dönüştü. Yöresel müzikler, yöresel lezzetler, şiirler, şarkılar, uzatılan mikrofonlar beni duygudan duyguya savurdu. En çok da genç çiftin annelerinin yaptığı konuşmalardan etkilendim. Kız annesi ve erkek annesi ile empati kurarken geçen yıl Anne Bebek Dergisi’nin eylül sayısı için hazırlamış olduğum yazıya gitti aklım. El ayak çekilince dönüp bir daha okudum yazıyı. Orada yaşanan duygu dolu anların ve maziye dair hoş hatırların tesiriyle gözlerim doldu. Kız annesi değilim, henüz evlat da evlendirmedim ama vaktiyle ben de beyaz gelinliğimle benzer duyguları yaşamış ve annesine yaşatmış bir evlat olarak  yüreğimden dökülenleri, bir genç kızın ağzından kaleme almaya çalıştım. Yazıyı başta rahmetli anneciğime, çocuğunu evlendirecek olan tüm anne-babalara, evlenecek gençlere, bizi çok ama çok güzel ağırlayan kıymetli dünürlere, mutlu olmalarını tüm kalbimle dilediğim dünya tatlısı yeğenlerime ve ilgi duyup okuyan tüm blog aileme armağan ediyorum.

Yıldızlı sevgilerimle…

 

BEN EVLENİYORUM ANNE

Canım annem,

Bugün evleniyorum. En mutlu günüm. Seninse gözbebeklerinde gizli bir hüzün dolaşıyor. Gözyaşların içine içine akıyor. O şefkat dolu anne bakışın her bir hücremi tek tek kuşatıyor. Çok şey söylemek isteyip de hiçbir şey söyleyemeyen tutuk halinden “Ne çabuk büyüdün sen minik kelebeğim?” dediğini duyar gibiyim. Zamanı yavaşlatamamaktan duyduğun mahcubiyetle, “keşke tekrar başa sarsak” diyen çehrenle telaşlı bir his yüklüyorsun kalbime. Bir anne olarak haksız da sayılmazsın. Daha düne kadar paytak paytak adımlayan bir bebek; sek sek oynayan ufacık bir kız çocuğu, arada alevlenip sönen toy bir ergenken şimdi, evlenme çağına gelmiş yetişkin bir bireyim. Gururla karışık buruk halinden ben de kendi nasibime düşeni alıyor, karmaşık duygular içerisine dalıyorum. Her ne kadar boğazımızı düğümleyecek bir ambiyans yaratmamaya kendi kendime söz vermişsem de günün getirdiği duygusallıkla anne-kız geçmişimizin muhasebesini yapıyor, yüreğime yığılan düşünce bulutlarının peşine, bile-isteye takılıyorum.

Doğduğum günden içinde bulunduğum şu ana dek benim her şeyim oldun anneciğim. Özellikle o küçük, o savunmasız, ürkek yaşlarımda gizlendiğim tek sığınağım, himayende huzurla uyuduğum en güvenli limanımdın. Yüzümü çizdiğim tırnağımdan, ağzıma dolan pamukçuğa, gözümde biriken çapaktan tenime değen etikete kadar esirgeyenim, koruyanım, kollayanımdın. Anlatamadığım içsel sıkıntılarımı dile dökmeden hissedenim, anlattıklarımı ise göz bebeklerinle, diz üstünde dinleyenimdin. Ana sınıfına gittiğim o ilk hafta boyunca okul koridorunda sabırla bekleyenim, akranlarımla asla mukayese etmeyenimdin. Mezuniyet baloma giderken yaptırdığım topuzu beğenmeyip ağladığımda hünerli ellerinle bana kuaförlük edenim, koşulsuz destek verenimdin. Olmayacak taleplerimi, pahalı dileklerimi babama nakledip ortamı yumuşatanım, kardeş kavgalarında adaleti kuranımdın. Yeteneklerimi keşfedip cesaretlendirenim, hatalarımı gösterip düzeltenimdin. Bazı şeyleri yaşayarak, bazen yanlış yaparak öğrenmeme izin verenimdin. Başarınla, gücünle, güzelliğinle beni gölgelemeyip önümü açan, her koşulda yol verenimdin. Mesaisiz çalışan aşçım, hemşirem, avukatım, psikoloğum, terzim, gece gündüz gönüllü başöğretmenimdin. Varlığına her daim şükredip, kaybetmekten korktuğum biricik, kanatsız meleğimdin sen.

Canım annem, ilk oyun arkadaşım, ilk idolüm, ilk sırdaşım... Senin hiç yaşlanmadığın benimse hiç büyümediğim özel bir ilişkimiz oldu. Gündüz hayatının merkezinde, geceleri rüyanda, geleceğe dair düşlerindeydim. Bütün arkadaşlarım sana hayrandı, en çok da babam. İtiraf etmeliyim ki tek kız evlat olarak en yakın rakibim sendin. Ergenlik dönemlerim de dâhil seni kıskandığım, hem hayranlık duyup hem içten içe kızdığım, hak versem de inadına muhalefet ettiğim çok zamanlar oldu. Güzel, zor, karmaşık, komik, tuhaf dönemeçlerden geçerken, çelişkilerle dolu içsel yolculuğumu tamamlarken, kendimi arayıp bulma mücadelesi verirken onca huysuzluğuma, kaprisime, ergen triplerime büyük bir sabırla göğüs gerdiğini keşke daha önce görebilseydim.

Güzel annem, sesini değil sözünü yükseltenlerdendin sen hep. En büyük gücün sükûnetindi. Sorumluluklarımı ertelediğimde, sana özenip gizlice makyaj malzemelerini kullandığımda, yüksek ökçeli ayakkabılarının topuğunu kırdığımda, en sevdiğin kıyafetleri senden izinsiz giyip dışarı çıktığımda hatta lekeleyip geri döndüğümde bile kızmazdın. Dengeli, dingin otoriten, bilinçli, tutarlı davranışların, beş adım sonrasını görüşlerin, beni hem hayrete düşürür hem de üzerimde derin bir hayranlık uyandırırdı.  Aklımın ermeye başladığı o günlerde sana hep sorardım; ‘böyle olmayı başarmanın bir ilacı, iksiri var mı bilmek istiyorum’ diye. Sen ise ‘bu sihre, bu eşsiz güce anne olduğunda erişeceksin’ derdin. Küçükken sınırlı algımla senin doğrudan anne olarak doğduğuna inanır, gerçek olup olmadığını anlamak için sık sık tenine, bedenine dokunma ihtiyacı duyardım. Şimdi ise sadece o ipeksi tenine değil yüreğine de dokunuyor ve böyle bir mucizenin gerçek olabildiğine hala inanamıyorum.

Canım annem sana çok hissettiremesem de sözünü, özünü örnek alır, kendimce dersler çıkarırdım. Oyuncaklarımı paylaşmayı reddettiğim için dışlandığım; kırılıp küserek eve geldiğim o gün, söylediklerini hiçbir zaman unutmadım: “Bak güzel yavrum, arkadaşlık; paylaşmak demektir. Dostluk; sevgi, özen, emek demektir. Kırmasınlar diye oyuncağını sakınıp korumayı başardın belki ama kalbinin kırılmasına engel olamadın. Senin için hangisi daha önemli, bir düşün istersen”, dedin ve ilave ettin: “Paylaş ki paylaşmanın zevkine eresin. Paylaş ki paylaşmayı öğrenip öğretesin, birlikte çoğalmanın, üretmenin, eğlenmenin tadına varabilesin. İleride çocuklarına anlatacağın güzel hatırlar, güzel arkadaşlar biriktirebilesin…” 

Beni büyütüp eğitirken sergilediğin sıra dışı, hassas tutumların feminist arkadaşlarının dilindedir hala. Her zaman odamın en güzel köşesindeyken şimdi çeyiz sandığımın içerisine özenle yerleştirdiğim, o nadide oyuncağımdan, aslında onun ne anlama geldiğinden bahsediyorum fark ettiysen. Hani kardeşimin elinden zor kurtardığım astronotlu füzeden… Yedinci yaş günümde doksan parça, ahşap yap-boz uzay mekiği ile eve geldiğinde babam, doğum günümü erkek kardeşiminki ile karıştırdığını düşünmüştü. Oysa durum bambaşkaydı. Cinsiyetçi oyuncaklara karşı mesafeliydin hep. Oyuncak setlerinden çıkan, çay-kahve fincanlarından, çamaşır, bulaşık makinalarından, mutfak tezgâhlarından pek haz etmezdin. Körpe beynimi kadınlara biçilmiş klasik görevlerle kodlamak, hayallerimi sınırlamak, salt ev kadınlığı, salt annelik rolünü üzerime yapıştırmak istemezdin. Uçsuz bucaksız hayaller kurmamı, uzak yakın hedefler koyup onlara tek tek ulaşmamı, okuyup güzel bir meslek edinmemi, kimseye muhtaç olmadan kendi ayaklarımın üzerinde durmamı öğütlerdin.  Ne kadar bilge, ne kadar ileri görüşlü olduğunun idrakinde değildim o zamanlar.

Sana dair şükran duyacak o kadar çok şeyim var ki anneciğim, sözcükler, cümleler, sayfalar yetmez: Kendi çağına ait işlevsiz sabit inanışlardan, kalıplaşmış dar fikir ve anlayışlardan sıyrılıp benim çağıma, benim dünyama, değişen, dönüşen zamanın ruhuna kolaylıkla uyumlanabildiğin için, gelişimimin her evresinde potansiyelime, becerilerime uygun bir yol haritası çizip bana sunduğun için, gerçekleştiremediğin kişisel hayallerini ısrarla benim üzerimden var etmeye çalışmadığın için ne kadar teşekkür etsem azdır.

Canım annem şu an o derin algın, ferasetin ve ön kabulünle yuvadan uçuşuma şahitlik etmek üzeresin. Bunun senin için çok zor olmamasını ümit ediyorum.  Ne demişti Dalai Lama: “Sevdiklerinize uçmaları için kanatlar, geri dönebilmeleri için kökler verin. Ve de yanınızda kalmaları için nedenler…” Sen bana ve kardeşime hepsini fazla fazla verdin anneciğim. Güçlü kanatlar, kökler ve de sonsuz, sayısız nedenler…

Az sonra tüllü duvağımın, beyaz gelinliğimin eteklerini kucağıma toplayarak çıkacağım şu kapıdan. Anılarla birlikte, hüzünle karışık mutluluk gözyaşlarım, hayallerim, yarınlara dair umutlarım da kucakladıklarım arasında olacak. Arkamdan yaptığın hayır duaların bana eşlik edecek. Ve seni dikkatlice dinlemediğimi zannederken sarf ettiğin sözlerin, nasihatlerin yolumu aydınlatacak. Evet, biliyorum, her an, her koşulda sen o kapının ardında olacak, bana ve akabinde torunlarına kol kanat germeye devam edeceksin. Haklısın anne, benim gibi kız torunun da tıpkı sana benzeyecek. Yere sağlam basacak. Biz kadınlar güçlü olmaya, güçlü nesiller yetiştirmeye, bahçemize gürbüz fidanlar ekmeye devam edeceğiz. Bizler gibi yuvasına sahip çıkan bilinçli, dirayetli kadınlara ve onların insanüstü çabalarına; sorumluluk sahibi, çağdaş görüşlü babalar da yarenlik edecek, evlat yetiştirme görev ve sorumluluğuna, daha da önemlisi zevkine onlar da erişecek. Tıpkı benim babam, kardeşim, eşim gibi; tıpkı senin oğlun, damadın, ileride doğacak torunların gibi… Tıpkı kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına güzel ülkemin ışık saçan her hanesinde var olduklarını düşlediğim ve buna yürekten inandığım pek çok güzel yürekli insan gibi…

 

 

 

Yorum Gönder

15 Yorumlar
  1. Annene Allah rahmet eylesin Sibelcim. Ne güzel anlattın. Anneler evlatları için her şeyi yapar. Evlenip gitmek onları bir parça üzer doğal olarak. Annem de iyiki telefonlar var da hep konuşuyoruz, yoksa duramazdım diyor. Günde iki kez muhakkak konuşuruz. :)
    Yeğenine de mutluluklar dilerim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin Duygucuğum. Güzel dileklerin için çokkkkk teşekkür ederim. Anneler baştacı. Sevgi ve selamlarımla 🤗🌺

      Sil
  2. Evlilik şans işi derler ya biraz öyle galiba. Tüm çocuklarımız iyi ve kalbi temiz olsun, önlerine çıkacak kişiler de hayatlarına iyilikleriyle başka renk ve tat katsın. Eksilmesin çoğalsınlar..
    Onlara iyi ömürler ve mutluluklar diliyorum canım :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aminnn 🙏. Sevgili Momentos. Çok teşekkür ederim güzel duaların, dileklerin için. Sevgilerimle 🤗🌺🤚

      Sil
  3. Gençler severek evleniyorlar ama ebeveynler bir süre sonra hassasiyeti kaybederek gençleri ayırmak için her türlü kaprisi yapıyorlar. Benim çevremde duyduklarım hep böyle empati kurmayan inşa edici değil yıkım üzerine haset anneler kaimvalideler, görümceler abilerle ile dolu.. Halbuki evladın oluyor hiç bir farkı yok..
    Teşekkür ederim çok duygu dolu bir paylaşım emeğinize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, bazen ben de duyuyorum böyle tatsız şeyler. Gençlerin kösteğe değil desteğe ihtiyacı var. Bunu unutmamamk gerek. Gerçekten de evlat gibi oluyorlar. Çok teşekkür ederim ziyaretiniz ve yorumunuz için. Sevgiler selamlar 😊🤚

      Sil
  4. bu yazıya ağlanır yaaaa :) yeğen evet instadan gördüm maşallah maşallah :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Deep, çok teşekkür ederim. Sevgilerimle😍🤗🌺🤚

      Sil
  5. Yazılarınızı okumayı çok özlemişim. Sınavdan sonra teker teker hepsini baştan sona okuyacağım. Kendinize çok iyi bakın, görüşürüz! 🧡🧡🧡🧡

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canııımmmm, ben de senin ziyaretlerini, yorumlarını özlemişim. Sınavlarında üstün başarılar diliyorum. Sen de kendine çok çok iyi bak. En iyi dileklerimle:))

      Sil
  6. Kız evladım yok ama bir baba olarak, özellikle kız anne-babası olmak çok daha farklı bir duygu gibi.. Ve o evladı evlendirmek.. Kelimeler duyguları anlatmak için inanın yeterli değil:) Çok güzel bir yazı kaleme almışsınız, ellerinize sağlık:) Genç çiftimize de mutluluklar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gençler adına çok teşekkür ederim Sezgin Bey. Haklısınız, kız tarafı mutlu olmanın ve evlatla gurur duymanın yanı sıra bir parça da hüzün barındırıyor yüreklerinde. Hiç kolay değil. Diğer yandan her iki aile de birer evlat sahibi daha oluyor. Gençlerin mutluluğu, ailelerin de mutluluğu oluyor. Allah isteyen herkese bu eşsiz duyguları tattırsın. Ziyaretiniz ve yorumunuz için çok teşekkürler ederim. Güzel, verimli, üretken bir hafta diliyorum

      Sil
  7. Öncelikle Allah rahmet eylesin anneniz için :(
    Yazı çok çok çoook güzel olmuş, çok duygulandım, ne diyeceğimi ne yazacağımı da bilemiyorum. Çok uzun zamandır annemin eksikliğini çok fazla hissediyorum ve kelimelerle ifade edilecek gibi değil.
    İnstagramdan görmüştüm, hayırlı olsun, çoook mutlu olsunlar inşallah:)))) Mutluluklar dilerim:))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Kitapkeşfi çok teşekkür ederim güzel duyguların, güzel dileklerin için. Annelerin yeri dolmuyor, yerine hiçbir şey konmuyor. Ben de senin anneciğine Allah'tan rahmet diliyorum. Nurlar içinde yatsın. Mekanı cennet, ruhu şad olsun. 🙏 Sevgi ve selamlarımla 🤗

      Sil
  8. Hz. Allah dünya ve ahiret saadeti versin. :)
    Güzel yürekli insanların çoğalması temennisiyle...

    YanıtlaSil
Yorum Gönder
Üst