Blogger tarafından desteklenmektedir.

19 Nisan 2018 Perşembe

ÖYKÜ SEVER BLOG YAZARLARININ (Şimdilik) İSİMSİZ ÖYKÜSÜ "MİM"

Nisan 19, 2018 52 Comments


Merhabalar Blogcanlar J.

Gelen çok sayıdaki olumlu, teşvik edici, katılımcı yorumlardan anladığım kadarıyla tıpkı benim gibi birçoğunuzu heyecanlandırdığını düşündüğüm bu güzel mim’in içerisinde “sıra bana ne zaman gelecek acaba?” diye çok da fazla kıvranmadan yer aldığım için mutlu olduğumu belirterek başlamak istiyorum yazıma. Beni bu heyecana ortak eden sevgili Feri Peri’ye çok teşekkür ederim, öncelikle :).

En başa sararsak eğer, ortak öykü fikri sevgili Deepton’un "Kısa Öykü", (http://sadevederin.blogspot.com.tr/2018/04/ksa-oyku.html") adlı paylaşımına yapılan yorumlarla şekillendi sanırım. Özellikle de Berlin Berlin ‘in yorumuyla. Böylelikle, en zor görevi yazdığı harika bir giriş paragrafı ile Berlin Berlin üstlendi. Ardından Deeptone, Ebemkuşağı, İncirli Kurabiye ve Feri Peri heyecanı giderek artıran bir tempo yakalayarak okurlarda merak uyandırdılar. Bu arada sevgili Deep’in arada yaptığım küçük kaçamaklar nedeniyle konuyla ilgili bilgilendirme yapmak adına beni dürtme dürtüsüne minnettar olduğumu belirtmeliyim. Deep blog dünyasına adım attığım günden itibaren beni sizlerle buluşturan ve sizlere daha sıkı sarılmamı sağlayan çok kıymetli bir kardeş benim için.

Feri Peri'nin hikayeyi getirdiği nokta ve süreci çok güzel özetleyen anlatımı muhteşemdi gerçekten. Kullandığı formatı çok beğendim ve ben de benzer şekilde bu foratta ilerledim. İfade kolaylığı ve daha estetik yol alma açısından esas oğlan'ın da (veterinerin)  isim annesi oldum yüksek müsadelerinizle. 

Hatıralarımda edebi ve ebedi kalacak bu kollektif oluşumda yer aldığım için tekrar bütün arkadaşlarıma çok teşekkür ediyor ve kendimi güçlükle kazıdığım anlatımdan gönülsüzce uzaklaşarak, yazdığım paragrafla sizleri baş başa bırakıyorum. Umarım beğenirsiniz. 

Bu arada kimi mi mimledim? Biraz ürkekçe de olsa ilk gönüllülerden olma cesaretini gösteren sevgili Sibella’yı (Sibella'nın Günlüğü), https://sibellaningunlugu.blogspot.com.tr/  

Eminim ki pasta tarifleri kadar leziz bir paragrafla öyküyü devam ettirecekJ.


👉Öykü Bölümü:  Berlin Berlin
"Saçları terden yüzüne yapışmış, gözleri ağlamaktan kan çanağına dönmüş, koşmaktan dizlerinde derman kalmamış bir şekilde sokağın büyük caddeye açılan köşesinden ana yola fırladı. Zifiri karanlıkta bir arabaya rast gelme umuduyla koşmaya devam etti. Yolun karşı tarafında beliren ışığa biraz daha yaklaştığında, birinin kendine doğru geldiğini ve fısıldayarak "Öykü" diye çağırdığını duydu."


👉Öykü Bölümü:  DeepTone
"Öykü, Öykü, Öykü!" Fısıldamaların şiddeti arttı: 'Öykü, kızım, hadi uyan, uyansana, hadi kızım, sabah oldu, okuluna geç kalacaksın, uyan!!!' Bir sıçramayla uyandı: "Ah anne, sen miydin beni çağıran, ne işin vardı ışığın altında?' 'Ne ışığı yavrum, kabus mu görüyordun sen, sana kaç defa dedim, uykudan önce gerilimli filmler izleme diye, hadi kalk artık, bir duş al, portakal suyunu iç ve dersine yetiş." 


👉Öykü Bölümü:  Ebemkuşağı
"Neyse ki rüyaymış dedi Öykü. Derin bir nefes aldı. Sonra kalkıp lavaboya gitti. Yüzüne çırptığı suyla kendine geldi. Annesi içeriden; 'İki lokma bir şeyler ye!' diye sesleniyordu. 'Geç kaldım anne!' diyerek, odasına gidip aceleyle giyindi. Annesine bir öpücük gönderip masanın üzerinde duran bir bardak sütü içtikten sonra kendini dışarı attı. Hızlı adımlarla ışıklara geldi.

Tam caddeden karşıya geçmeye hazırlanırken acı bir fren sesi duydu. Bir an, geceki rüyanın etkisiyle arabanın kendisine çarptığını zannedip gözlerini kapattı. Sonra kendine gelip gözlerini açtığında yerde yatan bir kedi yavrusu gördü. Hemen kediyi kucağına aldı. Neyse ki birkaç ufak çizikten başka görünür bir yarası yoktu kediciğin. İlk dersi kaçırmıştı zaten. Eve dönüp annemden mi yardım istesem yoksa veterinere mi görürsem diye ikilemde kaldı Öykü." 


👉Öykü Bölümü:  İncirli Kurabiye
"Ama kısa sürede toparladı kafasını. Düşünmesine gerek yoktu ki, ne yapacağını o çok iyi biliyordu. Yüzüne kocaman bir gülümseme yayıldı. İçinde kelebekler uçuşmaya ve kalbi hızlıca atmaya başladı. Çünkü aklına gelen fikir onu heyecanlandırmıştı. Eve dönüp annesinden yardım almayacaktı elbette, kediyi veterinere götürecekti. Her gün okuluna giderken yolunu uzatıp kliniğinin önünden geçtiği, 'acaba karşılaşır mıyım?' düşüncesi ile kapısının önünde oyalandığı, aşık olduğu veterinere götürecekti kediyi. O veterineri de ilk, arkadaşının kedisini götürdüklerinde görmüştü... Zaten o anda da aşık olmuştu. Ondan sonra sürekli oraya gitmek için bahaneler buluyordu. Hatta veteriner onu geçen hafta kapısının önünden geçerken görünce içeri kahve içmeye çağırmıştı. Öykü o günden sonra daha çok görmek istiyordu veterineri. Hakkında bütün bilgiye sahipti.. Öykü daha üniversite 4. sınıftaydı, veteriner ile aralarında 3 yaş vardı..." 

👉Öykü Bölümü:  Feri Peri
"Ayakları ondan evvel davranıp harekete geçmişlerdi bile. Hızlı adımlarla yürüyor, ılık sabah rüzgârını kızarmaktan kendilerini alamayan yanaklarında hissediyordu. Başını gökyüzüne doğru kaldırdı. Mavinin envaiçeşit rengine bürünmüş, güneşin anaç ışıklarından şahsına pay çıkarmaya çalışıyordu gök kubbe.

'Ne güzel bir Nisan sabahı..." dedi Öykü mutluluğun iksiri aşık olma hali ile sarhoş olurken. Küçük kedicik o sırada iyice kucağına yayılmış, karamel kahvesi tüylerini yalamakla meşguldü.

Bir sokak geçti, sonra bir sokak daha. Veteriner kliniği ile arasında sadece yirmi metre kalmıştı ki hemen yanı başındaki bir dükkanın camekanının önünde durdu. Camın yansımasında kendisini yeterince beğenene kadar üstüne başına bir çeki düzen verme gayretine girişti. Ensesinde topladığı koyu kumral saçlarını saldı. Saçlar omuzlarına düştü; perçemleri de küçük ve sevimli alnına. İşte şimdi hazırdı..." 

👉Öykü Bölümü: Bir Yıldızın Hikayesi  (https://gunesebakarken.blogspot.com.tr/)

Heyecan içinde özel kliniğin merdivenlerinden çıkarken kalp atışlarının ritmini frenlemek istercesine elini göğsüne bastırdı ve her adımı ile yüreğinin derinliklerinde giderek daha da çoğaldıklarını hissettiği pır pır uçuşan sevgi kelebeklerine hemen oradan uzaklaşmalarını söyledi. Olabildiğince normal görünmeye gayret etse de kucağında taşıdığı yaralı minik kedi kadar ürkek ve narindi. Bekleme salonunda girdiğinde daha önce hiç karşılaşmadığı sarı saçlı, ela gözlü, beyaz önlüğün içinde bile oldukça alımlı görünen bir genç kız karşıladı onu. “Bu kız da nerden çıktı şimdi” dedi içinden. Öfkesini yatıştırmaya çalışarak “Tunç Bey müsait mi?” diye sordu ve ekledi “Minik kedinin durumu biraz acil de”. “Tunç Bey şimdi bir operasyonda. 15 dakikaya kadar çıkar. O müsait oluncaya kadar ilk müdahaleyi ben yapayım dilerseniz. Ben onun yeni asistanıyım, adım Seray” deyip onay beklemeden çekip aldı kediciği Öykü’nün kucağından. Onu muyene odasına doğru götürürken geride bıraktığı parfümün rüzgarından hiç hoşlanmamıştı Öykü. Asistanın mekanik kollarında muayeneye giden kedicik ise çaresizce teslim oldu kaderine. Müjde annenin biricik kuzusu ve mahalledeki en yakın kankası Bücürük’le bugünkü pinpon maçını iptal edecekti mecburen.