OKUMA KOLTUĞU

39


ANNE BEBEK DERGİSİ OCAK SAYISI


Anne Bebek Dergisi ocak sayısındaki yazımda, eşler arasında alışılageldik rollerin değişimiyle başlayan süreci, eğlenceli bir dille anlatmaya çalıştım. Siz de benzer tecrübeler yaşadınız mı? Yorumlarınızı merakla bekliyorum. İyi okumalar dilerim. Yıldızlı sevgilerimle  :))

OKUMA KOLTUĞU

Gözlerimi ovuşturarak oturma odasına girdiğimde alışık olmadığım bir manzarayla karşılaşıyorum. Rengârenk kitaplarla dolu kütüphanemizin önündeki okuma koltuğunu bu kez annem kapmış.  Sadece kapmakla kalmayıp günlük gazeteleri de babamdan önce okumuş. Burnunun ucuna yapışmış kahve telveleri ilginç bir gün olacağına işaret ediyor. Evet, gerçekten de ilginç bir gün. Zira babam şu anda boynunda önlük, mutfakta kahvaltı hazırlıyor, bulaşık makinasını boşaltmaktan, yemek yapmaktan falan söz ediyor. Üzerine baba-oğul aşçı kostümlü fotoğraflarımızın basıldığı, “nihayetinde bir şef kolay yetişmiyor” cümlesinin yazıldığı mutfak önlüğü, babamı yaptığı işe yeterince motive etmiş gibi. Önlüğü bize hediye eden Ayşenur ablamın subliminal mesajı, benim körpe beynime de ince bir çentik atmayı başarıyor.

Meğer bizimkiler hafta sonu için rolleri değiştirmeye karar vermişler. Annemin yaptığı işleri babam, babamın yaptığı işleri, pardon keyifleri annem yapacakmış. Çok şaşırdım doğrusu. Biraz da canım sıkıldı. Kardeşimle konfor alanımıza kasteden bu cin fikrin kimden çıktığını tahmin edebiliyorum. Yaklaşan doğum günü için anneme, “Sana nasıl bir sürpriz hazırlamamızı istersin?” diye soran babamın garip sorusu yol açmış bütün bunlara.  Böyle ilginç ve şaşırtmasız bir sürpriz önerisine, “fırsatın kazası olmaz” deyip atlamış annem. Ahhh ahhh… Bu hafta sonu mahrum kalacaklarımın listesi film şeridi gibi geçiyor gözlerimin önünden; patlamış mısırlar, kekler, kurabiyeler. Çarçabuk geçmesini istediğim bir başka hafta sonu olamaz herhâlde diye geçiriyorum içimden.

Babamın hazırladığı böreksiz, omletsiz yavan bir kahvaltının ardından annem, ceketini omzuna atıp dış kapıya doğru yöneliyor. Arkadaşlarıyla buluşacakmış. Masada yeterince alamadığı kalorileri arkadaşlarıyla, bol kahkahalı bir sohbet eşliğinde tamamlayacak sanırım. Ayakkabılarını giyerken sesleniyor bize, “Hadi kursa geç kalacaksınız!” Benim kaybolan defterim, kardeşimin birbirinden farklı renk ve desendeki çorabı ve taranmamış saçları ikisini de pek rahatsız etmişe benzemiyor. Yorulduğunu gizlemeye çalışarak sevecenlikle el sallıyor bize babam. Çıkıyoruz alelacele.

Aheste aheste, narin narin süzülüyor annem, trafikte. Magandalarla karşılaşsa da hiç istifini bozmuyor, hiç argo kelime sarf etmiyor. Ne de olsa zarif bir kuğu o. Neyse geç kalmadan başarıyoruz varmayı. İki saat sonra yine aynı yerden bizi almaya gelecek. Gerçekten de tam vaktinde geliyor annem. Hatta babamdan daha dakik olduğunu söylemeliyim. Dönüşte, yol üzerinde bir benzincide duruyoruz. Depoyu fulletip hediye edilen araba esansını aynaya afilice takıyor bıçkın şoförümüz. Rolüne fazla kaptırmış gibi geliyor bana. Bir daha fabrika ayarlarına dönemeyeceği endişesine kapılıyorum nedense.  

Evdeki ağır, aksak işleyişi sezmiş olacak ki acıyıp soruyor bize “Eve gitmeden küçük bir atıştırmalık yapmaya ne dersiniz bakalım?” “Oleeey” diye atılıyor kardeşim benden önce. En yakın lahmacuncuda duruyoruz. Çapı avuç içinden biraz daha hallice olan lahmacunlardan sadece birer tane sipariş ediyor annem. “Babanız evde yemek yapmak için didinip duruyor, emeği zayi olmasın” diyor, karşılaşacağı manzarayı az çok tahmin etse de. Babalarda olmadığını, olsa bile pek işlevsel kullanmadıklarını düşündüğüm pek çok düğmeye sahip annem. Tedbir düğmesi, B planı düğmesi; yedirme-içirme; yatırma-kaldırma; ısıtma-soğutma düğmesi gibi. Babamla rolleri değişseler de şalteri tamamen indiremiyor annem. Hatta birkaç tane de evdeki aşçıya sardırıyor fındık lahmacunlardan.

Bezgin simasının aksine, göbeğinin üzerinde büyük şef edasıyla sırıttığımız aynı iş önlüğüyle ve omzuna astığı kirli mutfak havlusuyla karşılıyor bizi babam. Yemeğin altını yaktığını üzerine sinen kesif kokudan anlıyoruz. Kardeşimin “Bu koku da ne?” diye gevelediği lafı ağzına tıkayıp anlamamış gibi yapıyoruz.

Annem, beyhude bir çabayla eşinin güler yüzle kendini karşılamasını “Hoş geldin. Günün nasıl geçti?” diye sormasını bekliyor. Babam, sabah sıraladığı işleri yapmış olmanın verdiği yılgınlıkla annemin dokundurmalarını duymuyor bile. Günün sonunda, çay, çerez, meyve servisi başlayıp bitmeden babamın pili bitiyor. O zaman anlıyorum ki o da en az benim kadar çabuk geçsin istiyor bu iki gün. Kardeşimden önce uyuyakalıyor kanepede. Rüyasında, her pazar sabahı büyük bir iştahla yediğimiz kreplerden yaptığını görmesini diliyorum. En azından acemiliğini orada çıkarsın, bize daha fazla kıymasın istiyorum.

Pazar sabahı, gazetelere gömülmüş halde buluyorum yine annemi. Farklı bir tazelik ve zindelik var yüzünde, babamınkinin tam tersine. Burnundaki kahve telvelerinin yerini bu kez cam kavanozdan çıkarıp yediği kurabiyelerin unu almış. Beni ve kardeşimi görünce ayaklarını uzattığı puftan çekerek kollarını bize doğru açıyor annem. “Gelin kuzucuklarım, öpmeye, sevmeye, koklamaya doyamadıklarım” deyip gıdıklıyor bizi. Yerlerde yatıp yuvarlanıyoruz kıkırdaşarak. Güreşmeyi andıran bu boğuşmacayı daha ziyade babamızla yaptığımızı hatırlıyorum o an. Annem babamın alışkanlıklarının hakkını layığı ile verirken aynı performansı babamdan pek göremiyoruz.  Neyse ki izlediği on beşinci videodan sonra kreplerimizi, az biraz yapabilmeyi başarıyor.

ANNE BEBEK DERGİSİ OCAK 2022
Babam kahvaltı masasını toplayıp makineye doldururken annem de markete gidiyor bir koşu. Babamın pişireceği ıspanakların en tazesini, doğrayacağı kıvırcık marulların en canlısını, ikram edeceği elmaların en kırmızısını kendi elleriyle, büyük bir zevkle seçiyor. Alışveriş listesindeki her şeyi eksiksiz almanın guruyla eve dönüyor. Boynuna dolanan çocuklarını, aldığı bitter çikolatayla sevindirmenin mutluluğunu yaşıyor.

Az sonra ıspanakları ıslatıp mutfaktan çıkıyor babam. Yıllarca vücudunun bir uzvu haline gelen okuma koltuğunu boş bulur bulmaz çakılıyor yerine.  Sanki günlerdir oturmuyormuş gibi derin bir "oh" çekiyor. Mutfakta ayakta durmaktan ağrıyan belini kırlentle destekliyor. Suda durmaktan buruşmuş ellerine acıyarak bakıyor. Önlüğüne rağmen en sevdiği tişörte sıçrayan yağ lekesine uzun uzun söyleniyor. Tam gazetesini okumaya başlayacakken annem atılıyor: “Çocuklar, banyoyu size bugün babanız yaptıracak, arkasından çiçekleri sulayacak, arkasından balkonları akıtacak, arkasından ödevlerinizi kontrol edecek, arkasından formalarınızdaki sökükleri dikecek," arkasından, önünden, sağından, solundan derken annemin talimatları bitmek bilmiyor.  O an babamın yüzü renkten renge giriyor. Sanki biraz kızarıp bozarıyor.  Söz verirken sanırım bu kadar zor olacağını tahmin etmemişti. Babamı iki günde pert eden bu hal, aynı zamanda  çalışan bir kadın olan annemin yıllardır değişmeyen rutini hâlbuki.

Mesaj alınıyor. O hafta sonunun ardından kadının görünmez emeği karşısında, saygıyla eğiliyor babam. Evin sorumluluğunu daha çok alıyor. Annemin mesaisiz çabasını, sınırsız sabrını, hissettirmeden yaptığı görünür görünmez her türlü işi daha çok takdir ediyor. Biz çocuklarına iyi bir rol model olmak için elinden geleni yapıyor. Hayatın hem yükünü hem de keyifli anlarını annemle daha çok paylaşıyor. Paylaşmaya kıyamadığı tek şey okuma koltuğu. O yüzden daha güzelini annem için de alıp kendi koltuğunun yanına koyuyor. Koltuklar odamızı biraz daraltsa da gönlümüzü epeyce genişletiyor. Tıpkı annemle babam gibi omuz omuza, yan yana duran bu iki koltuğa, boş buldukça kardeşimle ben de oturuyor, mutlu aile olmanın sırlarını ağır ağır; satır satır okuyoruz birlikte.   




Yorum Gönder

39 Yorumlar
  1. Selam yıldız Hanım yıllar önce ev kadını ne iş yapıyor diye bir soru sorulmuş ve bir gün iş yapmayınca evin ne halde olduğu bir hafta yapmayınca ne hale geldiği anlatılmış. Yazınız kutluyorum. Eşim yemek hariç mutfakta bazı işleri üstlenir. Eldiveni eskimiş ona eldiven alayım diye düşünmekteyim. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Zehra Hanım😊. Gülümsettiniz beni bu içten yorumunuzla😊. Ben de eşinizi kutluyorum. Muhabbetiniz, dayanışmanız daim olsun. Sevgi ve selamlarımla 😍🤚

      Sil
  2. Ne kadar tatlı ve güzel bir hikaye olmuş, kaleminize yüreğinize sağlık.Evi çekip çevirmekle uğraşan kadın çok büyük ve yeri doldurulmaz bir emek veriyor.Buna bir de iş hayatı eklenince çok daha ağır bir mesuliyet oluyor.Düşünceli eşler şüphesiz var ama çoğunluk bu hikayedeki gibi.O yüzden yer değiştirme işini gerçek hayatta tatbik edip empatiyi kuvvetlendirmek gerekiyor kesinlikle .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Vakt-i Dem, çok güzel özetlemişsin. Benim amacım da tam olarak buydu. Anahtar kelime empati. Selamlar 😊🤚

      Sil
  3. Sahneler bir bir gözümün önünde canlandı ve baba ne zaman patlayacak diye bekledim vallahi😀 Ne kadar gerçek, farkındalık dolu ve bir o kadar da sıcacık bir hikaye.
    Emeğine, kalemine, yüreğine sağlık sevgili Yıldız💫 Sevgiler🦋😍

    YanıtlaSil
  4. 😀😀Evet ramak kala bıraktık babanın yakasını 😀😀. Çok teşekkür bu güzel yorum için. İçimi ısıttı. En derin sevgi ve selamlarımla 🙏😍❤️

    YanıtlaSil
  5. Çok güzel yazmışsın Yıldız. emeğine sağlık. Sıcacık, çok tatlı bir hikaye olmuş. Kadınların hayatımızda yeri çok büyük. Özellikle annelerimiz :) Yer değiştirme fikri bence farkındalık konusunda çok iyi olmuş :) bunun gerçekte yapılması da belki insanların gözlerini açmasına yardımcı olur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah Gamzeli Kız. Bu konuda biraz daha hassasiyet bekliyoruz biz kadınlar. Sevgiler selamlar 🤗🤚

      Sil
  6. Can 'ı düşünüyorum da, pöööh, pazartesi bana kalırdı bütün işler, o da benimle otururdu :/

    Ne tatlı bir öykü olmuş.

    YanıtlaSil
  7. Harika bir yazı olmuş, keyifle okudum. Her çift denemeli bunu. :)) Benim öyle yoğun işim yok gerçi, kendime de vakit ayırıyorum oldukça ama meşgul ve emeği görmezden gelinen insanlar adına üzülüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet gerçekten de emeğin çok büyük olup da çok görünmediği bir durumla karşı karşıya pek çok kadın Duygucuğum. Teşekkürler uğradığın için. Sevgiler selamlar 🤗🤚

      Sil
  8. Daha önce neden düşünememişler ki iki koltuk almayı. Anne pek oturacak vakit bulamasa da sembolik olarak durmalıydı. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Müfred, neyse ki geç de olsa farkına vardılar. Selamlar 😊🤚

      Sil
  9. ay Yıldız okurken babam gözümün önüne geldi valla asla yapamaz değil yemek yapmak kahvaltı için peynirleri çıkarsa reçel dolapta kalır reçeli çıkarsa domates kesmez :) Ispanak yıkayacak he :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah ahhh bu erkekleri böyle kötürüm gibi yapan yine biz kadınlardan başkası değil ne yazık ki Sevimciğim 😇🙃🙃😀😀.

      Sil
  10. Merhabalar.
    Okuma koltuğunu bir çırpıda nefes almadan okudum desem yeridir. Hem de büyük bir keyifle ve zevk alarak okudum. Kaleminize, emeğinize ve yüreğinize sağlıklar dilerim. Anne ve babanın sadece hafta sonu için rollerini değiştirmesi sonucu babanın pert olduğunu görüyoruz. İşte öyle kadınlık kolay değil. Erkeklere ne var da!.. Ben bir erkek olarak kadınlarımızın görev ve sorumluluklarının ağırlığını bilen ve takdir eden bir insanım. Devamlı eşime her yerde yardımcı olmaya çalıştığım da anladım bunu. Kadın olmak kadar zor bir şey yoktur. Kadın erkek eşitliğinden bahsederken, asıl ayrıntıyı atlamışlar. Nerede kadın ve erkek eşitmiş? Kadının erkekten daha çok çalışıp, daha çok sorumluluk alması, bence bu eşitliği bozuyor. Kadın erkek eşit demeyelim de kadın erkekten üstün diyelim de olsun bitsin bu iş.
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eş kıymeti bilenlerdensiniz Recep Bey. Kutlarım sizi🧿🧿👏👏. Keşke azınlık değil de çoğunluk sizin gibi olsa. Kadınlar pek çok mecrada adeta bir amazon savaşçısı gibi mücadele halinde. Oysa ki hayat müşterek öyle değil mi? Çok teşekkür ederim nazik ziyaretiniz ve içten yorumunuz için.😊🤚

      Sil
  11. Başa gelmeyince erkekler pek anlayamıyor ev işlerinin zorlugunu ve yardımlaşmanin önemini maalesef :) güzel bir yazı olmuş tebrik ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim Ahmet Bey. Başa biraz gelsin değil mi😊🤚

      Sil
  12. böyle bir şeye rastgelmedim ama olması çok mantıklı evet, çok komikti, tatlıydı, sonu ise iyi bitti :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Deepsi. Sevgiler 😍😊🤚

      Sil
  13. Günümüz Türkiye'sinde kadın olmak gerçekten çok zor.. Anlayabilenler için anlamlı bir yazı olmuş Sibel Hanım, ellerinize sağlık:) Bizde bu tür tecrübeler pek olmuyor, çünkü biz yardım kelimesini pek sevmiyoruz, hayatı paylaştığımız gibi ev işlerini de (elimizden gelenleri) paylaşmayı tercih ediyoruz:) Tekrardan eşinize sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizi kutluyorum Sezgin Bey. Çok güzel bir noktaya değinmişsiniz. Eşine yardım "lütfen" eden, yaptıklarını da bir lütuf gibi sununların sayısı da epeyce fazla. Kaç jenerasyon sonra hayal ettiğimiz Türkiye'ye kavuşuruz hiç kestiremiyorum. Çok teşekkür ederim ziyaretiniz ve yorumunuz için için. Selamlar 😊🤚

      Sil
  14. Bu yazıda olduğu gibi eşler iş bölümünü değişmese de belki erkekler kadının üzerine ne kadar çok vazife düştüğünü anlarlar. Kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah Işıncığım inşallah. Çokkkkk teşekkür ederim ziyaretin ve yorumun için. Sevgiler selamlar 😊🤚

      Sil
  15. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  16. Çok severek ve gülümseyerek okudum, keşke bu hikâyeden herkes payına düşeni alsa:) Teşekkürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim Gülten. Sevgiler :))

      Sil
  17. Bu yazın çok güzel olmuş Sibelciğim :) Keşke her çift bu rol değişimini ara ara yapsa uygulasa ..Kadın olmak anne olmak 24 saat süren bir mesai gibi..Ama bizim de kendimize zaman ayırmaya hakkımız var değil mi :)O nedenle hikayenin sonundaki yeni alına koltuk çok anlamlı :)
    Bu arada senin blogun teması falan mı değişti gözüme farklı geldi,çok iyi olmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Sevilciğim. İnşallah bu konuda farkındalıklar artar. Evet blogun çehresi değişti. Yardım aldım. Çok güzel oldu değil mi? İlk fark eden sen oldun. Sevgilerimle :))

      Sil
  18. Sıcacık bir aile hikayesi:))) Ne güzel yazmışsınız Sibel Hanım, kaleminize sağlık:))) Keşke iş bölümü daha çok olsa ve daha çok görünse yapılan fedakarlıklar:))) Kadın olmak zor ve bütün her şeyi kadının üzerine yüklemek çok yanlış geliyor. Böyle tatlılıklar olunca, empati yapınca hayat çok daha güzel oluyor bence:))) Gülümseyerek okuduğum yazılarınızdan biri daha:))) Bu arada bloğunuzun yeni teması çok güzel olmuş:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)))))) Çok teşekkür ederim bu güzel yorum için. Temayı beğenmene de ayrıca memnun oldum. İyi pazarlar dilerim canı. Sevgi ve selamlarımla :))

      Sil
  19. Aslında çok iyi fikir. Arada roller değismeli bence de ☺️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet evet Deryacığım 👍😍❤️💐💐

      Sil
  20. Ne var ne yok ,yeni bir şey var mi diye buralara bir uğramıştım canım:) Öpüyorum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim canım. Yeni yazım da eskidi biraz. Sömestr tatilinde, tembellikteyim. Sevgiler :))

      Sil
Yorum Gönder
Üst