Blogger tarafından desteklenmektedir.

27 Aralık 2018 Perşembe

YILBAŞI HİNDİSİ PİŞİRELİM Mİ?

Aralık 27, 2018 59 Comments
Merhabalar Blogcanlar,

Yeni yıla az kaldı. Mükellef bir sofra hazırlama telaşındaysanız olmazsa olmazlardan biri de yılbaşı hindisi kuşkusuz. İnternete girdiğinizde çokça tarif var ama aşağıdaki tarifi Mutfak Sanatları Akademisi’nde (MSA) uzun dönem aşçılık eğitimi alan, medya sektöründe, birçok yemek dergisi ve kitabında içerik çıkaran Alp TUNCER’in sitesinden aldım. Tarifi henüz denemedim (denetmedim J). Daha doğrusu aşçı yamağı rolünde daha becerikli olan bendeniz bu tarifi eşimin hünerli ellerine henüz teslim etmedim. Yeni yıla nasıl girerseniz, bütün yıl öyle geçermiş derler ya hani, yeni yıl arifesinde bu tarifle meşgul alcak olan eşimin, güzel yemeklerinden 2019’da daha çok tatmak için başvurduğum bu küçük hileyi fark etmemesini ümit ediyorum.
Huuuu hindi pişirmek için gözünü karartanlar sizlere sesleniyorum. Siz ya da eşiniz, bu tarifi deneyiniz (denetiniz) ve yorumlarınızı paylaşınız. 
2019’un bütün beklentilerinizi karşılamasını diliyor, gönlünüzden, aklınızdan geçen bütün güzel dileklerin tez vakitte gerçekleşmesini temenni ediyorum.

Az kalorili, leziz sofralarda ağırlanasınız inşallahJ.  

     YILBAŞI HİNDİSİ TARİFİ
     İhtiyaç Listesi
  • 1 adet orta boy bütün hindi (4-4,5 kg.)
  • 4 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 yemek kaşığı bal
  • 1 tatlı kaşığı domates salçası
  • 2 yemek kaşığı taze sıkılmış limon suyu
  • 1 çay kaşığı hardal
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • İç Malzemeleri:
  • 1 dal biberiye
  • 1 adet defne yaprağı
  • 1 tatlı kaşığı tane karabiber
  • Kestaneli iç pilav için:
  • 2 su bardağı baldo pirinç
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 2 adet orta boy kuru soğan
  • 2 yemek kaşığı çam fıstığı
  • 2 yemek kaşığı kuş üzümü (ılık suda bekletilmiş)
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • 1 çay kaşığı tarçın
  • 1/4 çay kaşığı yenibahar
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 3 su bardağı sıcak et suyu (tavuk suyu)
  • 1 su bardağı haşlanmış kestane
Püf Noktası
İç kısmını temizleyip tütsüledikten sonra bol suda yıkadığınız bütün hindiyi iyice kuruladıktan sonra sosa bulayın. Hindiyi pişirme poşeti içinde pişirmeyecekseniz fırın tepsisine bir miktar sıcak su koymayı ve hindinin üzerini yağlı kağıt ile kaplamayı unutmayın. İki saatin sonunda hindinin üzerini açıp, pişirme işlemini en az 30 dakika daha sürdürün.
Pişirme Önerisi
Sosa buladığınız ve piştikten sonra düzgün bir hal alması için bacak kısımlarını bağladığınız hindiyi büyük boy pişirme torbasında daha kısa sürede pişirebilirsiniz. Kestaneli pilavın tane tane olması için kavrulan pirinçlere 1 tatlı kaşığı kadar taze sıkılmış limon suyu ve 1 çay kaşığı toz şeker ekleyebilirsiniz. Suyunu çeken ve dinlenen kestaneli pilavı, incecik kıyılmış dereotuyla harmanladıktan sonra da servis edebilirsiniz. Arzuya göre kuzu ciğeriyle de pişirebileceğiniz kestaneli iç pilavı, bütün hindinin içinde pişirmeye devam edecekseniz hafif diri bir halde bıraktıktan sonra doldurun. Kabuk kısımlarını çizdiğiniz kestaneleri fırında ya da köz tavasında kısa sürede pişirebilir arzuya göre kaynar suda haşladıktan sonra kullanabilirsiniz.
Nasıl Yapılır?
  1. Temizlenmiş olarak satın aldığınız bütün hindiyi bol suda yıkadıktan sonra üzerini kağıt havlu yardımıyla kurulayın.
  2. Küçük bir kâsede zeytinyağı, bal, domates salçası, taze sıkılmış limon suyu, hardal ve tuzu karıştırın.
  3. Hazırladığınız sosu, bir fırça yardımıyla hindinin her tarafına eşit miktarda sürün. Hindinin iç kısmına biberiye, tane karabiber ve defne yaprağını yerleştirin.
  4. Hafif bir şekilde unlanmış büyük boy pişirme poşeti ya da fırın tepsisine aldığınız hindiyi, önceden ısıtılmış 170 derece fırında 2,5 saat kadar pişirin.
  5. Kestaneli iç pilavı hazırlamak için; kuru soğanları küçük parçalar halinde yemeklik doğrayın.
  6. Tereyağı ve zeytinyağını geniş tabanlı bir pilav tenceresinde kızdırın. Yemeklik doğradığınız kuru soğanları, kısık ateşte hafif bir şekilde soteledikten sonra dirilikleri gidene kadar pişirin.
  7. Dolmalık çam fıstıklarını ekledikten sonra hafif bir renk alana kadar soğanlarla birlikte kavurun. Duru suyu çıkana kadar yıkadığınız baldo pirinci pilav tenceresine aktarın.
  8. Bol suda beklettikten sonra yıkadığınız kuş üzümlerini, karabiber, tarçın, yenibahar ve tuzu katın. Sıcak et suyu ve küçük parçalara ayırdığınız haşlanmış kestaneleri ilave ettiğiniz pilavı, kısık ateşte ve kapağını kapattığınız tencerede suyunu çekene kadar pişirin.
  9. Suyunu çeken kestaneli pilavın üzerine kağıt havlu ya da pamuklu bir mutfak bezi kapatıp demlenmesi için bekletin. 
  10.  Fırından çıkan nar gibi kızarmış hindiyi, porsiyonladıktan sonra kestaneli iç pilavla birlikte sıcak olarak servis edin. Yılbaşı sofrası ya da davet yemeklerinde sevdiklerinizle paylaşın.

Servis Önerisi
Fırından çıkardığınız bütün hindiyi parçalara ayırın. Pişme esnasında ortaya çıkan soslu suyu hindinin üzerine gezdirdikten sonra kestaneli iç pilavla birlikte sıcak olarak servis edin.
   
                          Afiyet Olsun 

20 Aralık 2018 Perşembe

ŞAMPİYON

Aralık 20, 2018 67 Comments

Merhabalar,
Neye niyet neye kısmet dedikleri bu olsa gerek. Aslında Müslüm filmini yazacaktım ama treni kaçırdım, yedi milyonun üzerinde kişinin izlediği söylenen bu film, ben yazıncaya kadar vizyondan kalktı bile. O yüzden gerçek bir yaşam öyküsünden uyarlanmış olduğunu öğrendiğim ve dün büyük bir beğeni ile izlediğim “Şampiyon” filmi hakkındaki düşüncelerimi zaman geçirmeden yazmak istedim.

Atları severim. Asil hayvanlardır. Ancak at yarışı izlemek, bahis oynamak gibi bir tutkum hiç olmadı, çevremde de bu tip insanlarla pek karşılaştığımı söyleyemem. Biri bana deseydi ki tuttuğun at, gerilerden gelip finale doğru bitiriş çizgisini rüzgâr gibi geçecek ve şampiyon olacak ve sen bunu gözyaşları içerisinde izleyeceksin, inanmazdım herhalde. Ama filme konu olan dönemlerde Bold Pilot özelinde ve çevresinde yaşananlar; ben ve benim gibi yorgancısı, marketçisi, berberi, elindeki mama şişesi ile bebeğinin annesine kadar at yarışına hiç ilgi duymayanları bile ekran başına kilitliyorsa eğer bu işte başka bir sihrin olduğunu hemen anlayıveriyorsunuz. 


Filmde, efsane yarış atı Bold Pilot (Boldi) sayesinde bir araya gelen Halis Karataş ve Begüm Atman arasındaki gerçek aşk konu ediliyor. Türk atçılığında ilk akla gelen isimlerden biri olan Özdemir Atman’ın sahibi olduğu Bold Pilot (Boldi), çok özel safkan bir yarış atıdır. Bold Pilot (Boldi) ve onun daimi jokeyi Halis Karataş arasındaki inanılmaz uyum onları, unutulmaz başarılara taşır. İkilinin 1996 yılı Gazi Koşusu’ndaki 2:26:22’lik rekoru hala geçilememiştir. Boldi’nin bir diğer başarısı da Halis Karataş ve Begüm Atman’ın birlikteliğine vesile olmasıdır. Yönetmen koltuğunda Ahmet Katıksız'ın oturduğu filmin senaryosunu Katıksız ile Serkan Yörük birlikte kaleme almışlar. Ünlü jokey Halis Karataş’ı Ekin Koç, Begüm Atman’ı ise Farah Zeynep Abdullah canlandırıyor. Türkiye Jokey Kulübü eski başkanlarından Özdemir Atman’ı ise usta oyuncu Fikret Kuşkan oynuyor. Bu çok özel oyuncuların performansları hakkında bir şey söylememe gerek yok sanırım.

Dört yıl önceki yazısını “niye hala çekmek için senaryo ararlar bu memlekette, anlamak mümkün değil” diye bitiren ve film çekildikten sonra bu yazısına, 7 Aralıkta yazdığı bir başka makale ile atıfta bulunana Yılmaz Özdil’in bu dilek ve temennisi “Şampiyon” filminin vizyona girmesi ile gerçek olmuştur.

Son yılların en iyi yerli yapımlarından biri olarak vurgulanan film hakkında hiçbir olumsuz yorum okumadım. Sürekli heyecanı, birlikteliği, sevgiyi vurguluyor. İzleyiciye ümit aşılıyor. Topyekûn umut etmenin, tek yumruk, tek bilek olabilmenin, birlikte hareket etmenin yollarını hatırlatıyor.

Son söz olarak derim ki; bence bu filmi izlemeye değil, yaşamaya gidin. Sonrası zaten sessizlik şşşşşşşşttttt.


7 Aralık 2018 Cuma

HAYAL UFKUNDA AÇAN BİNBİR RENKLER

Aralık 07, 2018 63 Comments
HAYAL UFKUNDA AÇAN BİNBİR RENKLER

Bilmem Türk Sanat Müziği ile aranız nasıl? Yaşadığım şehirde devam etmekte olduğum bir TSM topluluğu var. Her Mayıs'ta konserimiz de oluyor. Bu şarkıyı layıkyla söyleyebilirsem solo icra edebilirim belki. Hafta sonu hediyem olarak kabul buyurunuz efendim. En derin sevgi ve selamlarımla :))


Hayal ufkunda uçan binbir renkler
Enginlerde efsâne güzellikler
Mehtab hazin, denizde sis, meltemler
Bana aşk şiiri, şarkısı söyler
Ruhum coşar ah, hülyalara dalar
Unutulmaz o tatlı hatiralar
Mehtab hazin, denizde sis, meltemler
Bana aşk şiiri, şarkısı söyler 

Beste: Neveser Kökdeş
Güfte: ?
Makam: Rast
Usûl: Semai
Form: Şarkı
İcra: Tülin Yakarçelik

Kaynak: Mahzen-i Esrar-ı Musiki yayınladı. 
 : (https://www.youtube.com/watch?v=aRFjx5YkpNw)




4 Aralık 2018 Salı

SEVDİĞİM SÖZLER (2)

Aralık 04, 2018 57 Comments

Merhabalar,

Sizden gelen geri bildirimlerden anladığıma göre "sevdiğim sözler" serisini pek beğendiniz. Her bir söz ayrı bir yüreğe dokunmuş sanki. Bu beni çok mutlu etti. Sözleri derlerken aklıma rahmetli anneciğim geldi (Allah rahmet eylesin). O da çok iyi bir söz söyleme ustasıydı. Her bir hikayeye eşlik edecek türlü türlü deyiş ve atasözleri barındırırdı gönül hanesinde. Onları yerli yerince kullanmayı çok iyi becerir, dinleyiciler üzerinde derin bir etki bırakırdı. Onunla sohbet ederken yanımızda bir kağıt kalem bulundurup şu sözleri not almalıyız hissine kapılırdık hep. Söz söyleme konusunda ona çok çekemeyince sanırım ben de kendimi yazıya dökmüşüm. Kurban olarak da sizleri seçmişim. Umarım halinizden şikayetçi değilsinizdir. Lafı çok uzatmayıp büyüklerimizin sözlerine kulak verelim. (Bazı sözler anonimdir). Son kısmına biraz da gülmece ekledim. 













Biraz da gülmece :))






26 Kasım 2018 Pazartesi

SEVDİĞİM SÖZLER

Kasım 26, 2018 56 Comments
Bilgisayarımda dosya ararken "sevdiğim sözler" adı altında açtığım bir başka dosyaya gitti elim. Hoşuma gidenleri sıralamışım alt alta. Epeyce de birikmiş farketmeden. Dur dedim kendi kendime küçük  bir kısmını blogcanlarla da paylaşayım. Bu seriyi severseniz arada yenilerim seve seve. Sözlerin arasında gezinirken eklediğim müziği dinlemeyi de unutmayın. 

Hepinize iyi haftalar diliyorum :))










22 Kasım 2018 Perşembe

KIŞ SİYAH MI GİYİNİR HEP?

Kasım 22, 2018 72 Comments

KIŞ SİYAH MI GİYİNİR HEP?

Kış siyah giyinir bembeyaz karların aksine. Aslında bu zıtların uyumu mudur, yoksa modası geçmeyen bir renk uyumu mu?

Penceremden baktığımda sonbaharın son çırpınışlarını temsil eden muhteşem renkler görüyorum; sarıdan, yeşilin tonlarına, topraktan, kırmızıya ve turuncuya doğru uzanan, müthiş bir harmoni içinde.

Heyhat, aynı pencereden gelip geçen silutlere baktığımda hep grinin, siyahın, koyu renklerin hakim olduğu göze çarpıyor.

Modacılar her yıl ilan ederler; bu yıl şu renkler revaçta, pastel tonlar ön planda, toprak ve askeri yeşil, haki renkler falan diye gider bu moda manzumesi.

Fakat yıl ne olursa olsun, yani o yıl hangi renkler moda olursa olsun, benim penceremden hep siyahlar geçer, kış aylarında.

Değişmeyen tek şey değişim değil, siyahın ta kendisidir aslında.

Buradan birçok çıkarsama yapılabilir elbette.

Birincisi, çok şişmanlık  (obezite) oranımız artıyor galiba. Toplumun bir kesimi açlık sınırında yaşıyor belki ama aşırı kilo ve sağlıksız beslenme temel sorunlarımızdan biri hala.  Eskiler bir dirhem et bin ayıp örter demişler, şimdilerde de çokça siyah fazla kiloları örtüyor.

İkincisi, giderek içe kapanan bir toplum mu olduk acaba? Yani o yılın moda renkleri iç mekanlarda mı sergileniyor yalnızca? Öyle ya onca renkli esvabı kim alıyor, nerde giyiyor? ne yapıyor? Buradan yola çıkarak, giyimde de yer altında (underground) bir noktaya doğru mu gidiyoruz?

Neden siyah geçer siluetler memleketimin penceresinden?

Neden renkli değiliz biz?

Doğrusu, neden mutlu değiliz biz?

Oysa dünyanın en güzel coğrafyasında, yazı yaz gibi, kışı kış gibi, baharı bahar gibi yaşayan, ezcümle mevsimleri hakkıyla yaşayan bir ülkedeyiz.

Hep denir ya, öteki dünyayı fazlaca öncelleyen toplumlardanız diye. İyi ya oranın siyah beyaz olduğu nereden belli?

Kutsal kitapların cennet tasvirlerinde hep coğrafi güzelliklerden dem vurulur; coşkun akan ırmaklar, yemyeşil ovalar, rengarenk çiçekler, envaiçeşit nebatat..

Katran karası siyahlar, karanlık dehlizler hep cehennem tasvirlerinde yer alır.

Öyleyse neden dünyamızı cehenneme çevirmemiz?

Hadi diyelim öteki dünyayı öncelliyoruz gerçekten de. Peki onun gereklerini yerine getiriyor muyuz?

Nerede naif insan davranışı?

Karıncayı incitmeyen incelikler nerede?

Kıyamet kopsa da elindeki ağaç fidesini dikmek gerektiğine dair o inanılmaz çevrecilik duygusu nerede?

Aslına bakarsanız yazlar da siyah giyiniyor  bazen.

Bir yanda şehit haberleri; diğer yanda şiddet gören kadınlar; ölen, sakat kalan, yiten kadınlar.

Oysa güneşin bitmeyen aydınlığında bütün renklere yer var.

Evet, geceler kutsaldır, ama gündüzler de kutsaldır.

Bu bir döngüsel süreçtir.

Gece siyahsa, gündüz her renktir.

Kırmızı, mor, yeşil, mavi, sarı, turuncu, bütün renkler geçsin artık kış penceremden.

Bembeyaz kışın rengarenk paleti alsın götürsün bütün kasvetimizi.

Renkli umutlara boyanalım

Soldurmasın siyah bizi.


(Bütün hakları saklıdır)

15 Kasım 2018 Perşembe

GERÇEK ARKADAŞIN KİM? / MİM'İMSİ

Kasım 15, 2018 56 Comments

Merhabalar 

Sevgili Grift ve arkadaşları,  Bake Quiz adı verilen bir sitede  "Gerçek arkadaşın kim? Hadi bulalım!" başlığı altında yeni bir test keşfetmişler. Kendi aralarında  başlattıkları bu oyunu blogdaki arkadaşlarına da uyarlamak istemiş Fatma Nur ve beni de mimlemiş. Hernekadar  kendisini % 60 oranında tanıyor çıksam da  çok eğlenerek yaptığım bu mim  için  kendisine çok teşekkür ederim.  

Cevaplarınızı kendi cevaplarımla örtüştürmeye çalışacağınız site adresi şu: BAKE QUİZ . Beni ne kadar tanıyorsunuz bakalım, görcez gali. 


Kendi cevaplarınızı oluşturacağınız bağlantı adresi ise şu: Bake Quiz

Testi yapmasını istediğim arkadaşlarım ise ; 

Bir (Handan)
Sakura
Beyda'nın Kitaplığı
Sevkoz
Derya
Yüreğimin İklimi
Kadriye

ve yapmak isteyen herkes elbette.

Sevgiler 

8 Kasım 2018 Perşembe

BLOG KEŞİF ETKİNLİĞİ

Kasım 08, 2018 55 Comments



Merhabalar, Yeni bir blog takip etkinliği başlatılmış. Ben de kervana katılayım dedim. Listede takip etmediklerimi takibe aldım. Kendi adresimi de altına ekleyerek sizlere paylaşıyorum. Yorum bırakanların linklerini sisteme ekleyeceğim. Siz de katılmak isterseniz, 

Yapılması gerekenler ;


  • İlk olarak listedeki blogları sırayla ziyaret ederek izle butonundan takibe almak ve kendi blog adresinizi de ekleyerek kısa bir yorum bırakmak. Bu yorum ile blog keşif etkinliğine katılmış olacaksınız.
  • Sonrasında bu yazı gibi bir yazıyı blog sayfanızda paylaşmak (yazının altına buradaki blog linklerini ve sonrasında da kendi blogunuzun linkini de ilave ederek blogunuzda paylaştığınızda bizler de sizin blogunuza ziyarete geleceğiz). Sonrasında sizleri ziyaret edenler de sizin blog yazılarınızı kendi bloglarında paylaştıkça blog takip zinciri büyümüş olacak ve harika bir keşif etkinliğine dahil olmuş olacaksınız.

6 Kasım 2018 Salı

DÜNÜN HİKAYESİ / MİM

Kasım 06, 2018 57 Comments

Merhabalar Blogcanlar,

Sevgili Umman'ın başlatmış olduğu, sevgili Handan’ın devam ettirdiği “Dünün Hikayesi” konulu mimi ancak yapabildiğim için kusuruma bakmayınız.

Ben de kendi yaşadıkları "dünün hikâyesi"ni anlatmaları için yapmadılarsa ve zamanları varsa eğer Ece Evren, Sakura, Hayat Yazar, Yeşim’le Her Telden, Sibel Özer, Kahve Telvesi, Ersin Karamahmutoğlu, İnciden Notlar, Kitaplara Kaçanlar, Almanyalı Gelin ve Cem Kazan’ı mimliyorum.

DÜNÜN HİKAYESİ

Uyumayı çok seven Yıldız, hafta sonu olduğu için bu seansı elinden geldiğince uzatmaya çalışıyordu. Fakat uyumayı hiç sevmeyen, yedi yaşına henüz girmiş küçük oğlunun buna pek müsaade ettiği söylenemezdi. Yıldız’ın tahminine göre genellikle birçok evde, çoğu sabah çocuğunu kaldırmaya çalışan annelere söylenen “beş dakika daha ne olur beş dakikacık daha uyuyayım” lafını, çocuğuna karşı söyleyen nadir annelerden biri olmalıydı.

Cebren ve hileyle, sağ kolundan aşağı çekile çekile yataktan kaldırıldı. Gururla ikinci hamleye geçen küçük suratın afacan bakışları eşliğinde yüzü zorla yıkattırıldı. Zorla açtırıldığı gözleri bu kez kapattırılmaya zorlandı ve “açma, açma, açma, açma, açma” nidaları eşliğinde mutfağa doğru çekiştirildi. “Aç” komutuyla birlikte gözünü açtığında uyanmasına katkı sağlayan tomurcuk kokulu taze çay ve harika bir kahvaltı masası için eşine sevgi dolu bir bakış fırlattı ve “Günaydın” dedi. Herkes alışılageldik yerlerine oturduktan sonra trans halinde az pişmiş tereyağlı yumurtalarına ekmek banıp yemeğe başladılar. Yalnız, küçük bey önce masada bir süre oturuyormuş gibi yapıyor, sonra ağzına bir iki lokma bir şeyler atıp kaşla göz arasında salonda izlediği çizgi filme koşuyor, sonra tekrar mutfağa, depoyu doldurmaya geliyordu.

Lezzet şöleni sona erdikten sonra ortalığı toparlayan Yıldız ardınadan oğlunun ödevleri ile ilgilenmeye başladı. Akabinde sekiz kere anneyle yedi kere de babayla saklambaç oyunu oynayan tatlı kuzunun neden ısrarla hep aynı yerlere saklandığı ciddi bir merak konusu oldu. Kazara sobelerseniz o oyun sayılmıyordu. O yüzden hep ıskalamanız ve bu akla fikre gelmeyen yeri nasıl olup da bulduğuna dair her seferinde şaşkınlık ifadesi takınmanız gerekiyordu. Bulunmaz ve yakalanmaz olmanın tadı iyice çıkarıldıktan sonra arabacılık oyununa geldi sıra. Kamyon şöförü rolünü babaya, yaya rolünü anaya, trafik polisi rolünü de kendine biçen fedakar evlat, bir yandan da replikleri  arka arkaya sıralıyor, nerede ne demeleri gerektiğini büyük bir iştah ve heyecanla anlatıyor da anlatıyordu. Onca pratikten sonra, anne ve baba tiyatro seçmelerine katılmak için hazır kıvama gelmişlerdi artık.  

Evdeki oyun kesmeyince ana oğul, hemen yakındaki oyun parkına gitmeye karar verdiler. (Karar verdirildiler). Tekrar eve dönecekleri sırada gazete almak için dışarı çıkan babanın peşine takılıp biraz da açık havada yürüyüş yaptılar.

Vakit ilerlerken Yıldız, altın gününe gitmesi gerektiğini hatırladı. Gençken pek haz etmezdi bu tip günlerden ama şimdi kervana o da katılmıştı. Yavrusuna kendisi ile gelmek isteyip istemediğini sorduğunda reddedileceğini tahmin etmişti. Recep İvedik'in dediği gibi "yanık külotlu çorap kokusu" içinde bulunmak istemiyordu anlaşılan. Ayrıca babası ile erkek erkeğe takılmak büyüdüğüne dair ciddi bir işaretti. 

Son üç beş yıldır buluşmaları daha eğlenceli hale getirmek için bir gün konsepti seçiyordu hanımlar. Şal, şapka, renk, desen vb. Tatlı mı tatlı ev sahibesinin o akşamki konsepti puantiye idi. Herkes puantiyeli birşeyler giyecek, takıp takıştıracaktı. Yıldız da o akşam için seçtiği elbiseyi giyindi ve kendisi gibi puantiyelere bulanan çok sevdiği komşularıyla birlikte yanıp sönen farlar misali olay mahalline doğru yol aldılar.

Rengarenk puantiyeler içindeki sohbet, örtüsü de puanlandırılan masada uzunca bir süre devam etti. Ev sahibi seçtiği puantiye konseptine uyum sağladığımız için hepimize tam puan verdi. Evden çıkarken uzunca bir süre puantiye giymemeye karar veren Yıldız, gecenin en favori salata tarifini sizler için almayı da ihmal etmedi. Tıpkı sizin bir üstteki ve şu anki paragraf içinde 9 kere puan lafı geçen cümlelerdeki malum kelimeyi tekrar okuyup, saymayı ihmal etmeyeceğiniz gibi J.

Şalgam Sulu Bulgur Salatası Tarifi İçin Malzemeler

1 su bardağı iri bulgur,
2 su bardağı şalgam suyu,
2 adet taze soğan,
1/2 demet dere otu,
1/2 demet maydanoz,
5-6 adet kornişon turşu,
Konserve mısır,
Sıvı yağ,
Limon.

Şalgam Sulu Bulgur Salatası Yapılışı

Şalgam sulu bulgur salatası yapmak için öncelikle pilavlık iri bulgur tencereye alınır ve üzerine 2 su bardağı şalgam suyu ilave edilerek suyunu çekene kadar haşlanır. Suyunu çektikten sonra ocaktan alınır ve soğuması için bir kenarda bekletilir.

Yeşillikler ayıklanıp yıkanır ve ince ince kıyılıp bir kase içerisine alınır. Kornişon turşular küçük küçük doğranır ve yeşilliklerin üzerine eklenir. Soğuyan bulgurun üzerine doğranan yeşillikler ve kornişon turşular ilave edilir. Son olarak mısır, sıvı yağ ve limon suyu ilave edilerek güzelce karıştırılır. Hazırlanan şalgam sulu bulgur salatası servise sunulur.

İlk yemek tarifini bir mim yazısı içinde vereceğini asla tahmin edemeyen Yıldız, sizi ne kadar çok sevdiğini daha önce söylemiş miydi?